Güncel Trendler & Öngörüler

Pandemi & Evde Hayatı Kolaylaştıran Teknolojiler

Digital Age dergisi, LG Electronics Türkiye Pazarlama Müdürü Erkan Terzi ile tüketici elektroniğinde yeni dönem trendlerini değerlendirdiği bir video/röportaj yaptı. Konuşma kapsamında pandeminin etkisi ile ev hayatının değişen ihtiyaçları ve bu ihtiyaçları karşılayan teknolojiler ele alındı. Sizlere kolaylık olması açısından 3 dakikada okuyabileceğiniz nokta atışı bir özet hazırladım.

1. Pandemi döneminde hijyene verilen önemin artması, alerjenleri yok etme özelliği olan buhar teknolojili çamaşır makinelerine talebi arttırdı.

2. Dışarı ile temasın azalması ve alışveriş periyotlarının uzaması gıdaları daha uzun süre ve sağlıklı muhafaza eden buzdolaplarına ilgiyi arttırdı. Daha az sıklıkta, daha yüklü alışveriş yapılması da geniş hacimli buzdolaplara ihtiyacı tetikledi.

3. Tüketiciler pandemide evde daha fazla vakit geçirdikleri için satın alacakları ürünlerin özelliklerini araştırmaya daha fazla vakit ayırabildiler. Dolayısıyla alacakları ürünün özelliklerini daha derin araştırabildiler.

4. Karantina sürecinde tüm vaktini evde, kapalı alanda geçiren tüketicilerin hava temizleme cihazlarına ilgisi arttı. 

5. İşlerin eve taşınması tüketicinin dizüstü bilgisayarda aradığı özellikleri değiştirdi. Öncesinde taşımasının kolay ve performansının yüksek olması istenilen öncelikli özelliklerdi. Lakin evden çalışmaya başlayınca dizüstü bilgisayarların ekran büyüklükleri yetmemeye başladı. Bu sebeple de tercih daha büyük ekranlı dizüstü bilgisayarlara kaydı.

6. TV’lerini monitör olarak kullanmaya başlayan çalışanlar da oldu. Bu da monitörlere – özellikle de büyük ekranlı olanlara – ilgiyi arttırdı.

7. LG Electronics Türkiye Pazarlama Müdürü Erkan Terzi, Türkiye’ye henüz getirilmemiş olan pek çok yenilikçi ürünleri olduğunu belirtiyor. Buna örnek olarak da LG’nin çift taraflı kullanılan maskelerine ve tüketicinin mağazaya girerek ekran üzerinden almak istediği kıyafetleri deneyebileceği LED ürünlerine değiniyor.

KISSADAN HİSSEYE

Pandeminin 2021’de de süreceği düşünülürse; aile ihtiyaçlarında geniş kapasiteli buzdolapları, dondurucular, bulaşık makineleri, hijyen özelliği öne çıkan çamaşır makineleri beyaz eşya alışverişinde talep gören kategoriler olacak. Bilgisayar alımında da büyük ekranlı diz üstü bilgisayarları ve geniş monitörler tercih edilecek.



Güncel Trendler & Öngörüler

Amazon’dan RoboTaxi: Zoox

Milyar cirolu şirketler otonom araçların peşinde. Waymo (Google / Alphabet), Cruise (GM), Tesla, Uber derken Amazon da Zoox otonom araç şirketini Haziran 2020’de 1 Milyar $’a (kimisine göre 1.2 Milyar $) satın aldı.

Zoox bu hafta otonom aracını tanıttı. 100{f709d641c5a5defe667953388a63a37d56c20d8ddbce1d44fc9e3f7a86627962} elektrikli olan araç, hub’ından (durağından mı desek?) ayrıldığında şarjı 16 saat sürüyor. Tasarımın ‘arabadan’ ayrılan yanı direksiyon ve pedallarının olmaması. Keza 100{f709d641c5a5defe667953388a63a37d56c20d8ddbce1d44fc9e3f7a86627962} otonom araçta bunlara ne gerek var? Tasarım genel bakışta da klasik otomobil prototipinden oldukça farklı. Bu farklı görüntüsü ile uzaktan dahi görüldüğünde farkındalık yaratacağı ve ilgi çekeceği kesin.

Robo-taksiyi çevirmek için seyahat edecek kişinin tek yapması gereken (Uber’deki gibi) applikasyonu kullanmak. Bu arada belirtmek gerek ki Zoox’un arzusu aynı Uber’in kendi alanında olduğu gibi RoboTaksi hizmetinin ‘temsili ismi’ haline gelmek.

Biz taksi deyince bireysel seyahati düşünüyoruz. Zoox’u ise dilerseniz sadece siz ya da ‘dolmuş’ gibi başka yolcularla paylaşabileceğiniz şekilde kullanabilirsiniz. Keza Covid-19 tehlikesi geçmediği sürece kimse tanımadığı 4 kişi ile aynı kapalı araç içinde seyahat etmek istemeyecektir.

Bu noktada ne zaman trafikte göreceğimizi merak etmiş olabilirsiniz. Lakin bir müddet daha merak etmeye devam edeceğiz çünkü tanıtımda buna dair net bir tarih verilmedi.

ÖNGÖRÜ

Çin çoktan 100{f709d641c5a5defe667953388a63a37d56c20d8ddbce1d44fc9e3f7a86627962} otonom robotaksileri kullanmaya başladı. Şangay yollarında Didi, Baidu, AutoX gibi farklı şirketlerin robotaksileri aktif şekilde dolaşıyor. Amerika’nın belli yörelerinde de (San Jose, California ve Phoenix, Arizona) otonom taksilerin trafiğe katılmasına yeşil ışık yakıldı. Sektör şehir şehir, araç araç büyüyecek. Öyle büyüyecek ki 2010’dan bugüne otonom taksi işine yapılan 56 Milyar $* yatırım (* McKinsey), devede kulak kalacak. McKinsey’nin projeksiyonuna göre 2040’a gelindiğinde sırf Çin’in otonom araç hizmetlerinden geliri 1.1 Trilyon $ olacak.

Robotaksilerin gücünü arttıracak teknoloji ise 5G olacak. Nesnelerin internetinin gelişmesi her türlü otonom sistemi bir ileri seviyeye taşıyacak.

Gelir Modeli | Otonom araç hizmetlerinde gelir modeli sadece araç üretiminden ibaret değil. Sistemin işletilmesi için türlü hizmet sunucusu gerekecek. Örneğin Waymo, araçlarının işletim hizmeti için Avis Budget Group ile anlaştı. Bir diğer örnek, Çin’de aktif olan AutoX’in Alibaba’ya ait Autonavi app tabanlı çalışması.

Tesla otonom araçlarının taksi olarak işletilmesinde ise daha farklı bir gelir modeli var. Tesla araçlarının bizzat sahipleri, araçlarını sisteme tanıtarak taksi olarak kullandırıp bundan para kazanıyor olacak. Bu gelir modeline göre satış fiyatı 30.000 $ olan Tesla Model 3’ün 11 senede amortize edilebileceği öngörülmüş. Tesla da otonom taksi sistemine kaydolan araçların kazançlarından {f709d641c5a5defe667953388a63a37d56c20d8ddbce1d44fc9e3f7a86627962}25-30 civarında komisyon alacak.

Tesla Ride Sharing App

Potansiyeli elmas gibi parlayan bu sektörün önündeki kasislerden biri devlet yasaları. Sürücüsüz aracın trafiğe çıkması için devletin göz önünde bulundurması gereken faktörler var. Örneğin kaza riski… (Tesla’nın ölümlü kaza vakaları bu konuda ibret niteliğinde) Buna ek olarak, araçların trafiğe çıkmasının yaratacağı ekstra trafik yoğunluğu. Devlet tarafında çekince yaratan faktörlerden bir diğeri ise robotaksilerin toplu taşımadan yolcu çalma potansiyeli. Halbuki devletlerin çevre, maliyet ve trafik perspektifinde teşvik etmek istediği şey: Toplu taşıma kullanımının artması. Şahsen robotaksilerin çok da toplu taşımaya tehdit oluşturacağını düşünmüyorum. Keza km başına bireye masraf olarak toplu taşıma her zaman cazibesini koruyacaktır.

Robotaksiler asıl özel araçlara ve taksilerin ta kendisine tehdit teşkil edecektir. Nitekim McKinsey’in Los Angeles modellemesine göre 2030 yılında robotaksiler özel araç kullanımını {f709d641c5a5defe667953388a63a37d56c20d8ddbce1d44fc9e3f7a86627962}20 oranında azaltacak. Rahatlık, kullanım başına harcama, adaptasyon döneminde hizmetin ücretsiz veya düşük baremde tutulması, paylaşımlı olması, ehliyeti olmayanlara, çocuklara ve yaşlılara güvenilir ve takip edilebilir seyahat sunması… nice avantajları arasında.

‘Otonom taksiler Türkiye’de, hayatımızın bir parçası olsa nasıl olur?’ diye düşünürken ‘Yakın mesafe gitmem’, ‘Bozuğum yok’ diyen asık suratlı taksi şöförleri, sigara yasağına rağmen sigara kokulu, kirli koltuklu taksiler aklıma geliyor! Durum bu olunca; bu teknolojiyi dört gözle bekliyoruz.

Türkiye yollarındaki robotaksilerde beklenmedik bir özellik ortaya çıkarsa dünya şaşırmasın:

”Yürüsene kardeşim!@” el hareketi ve korna 🙂



Güncel Trendler & Öngörüler

Facebook’tan Yeni Bir App: Collab

Pandemi bizi evlere kapatırken, birlikte yapabildiğimiz bir çok aktiviteyi de rafa kaldırdı. Bunlardan biri müzik yapmak ya da yapanı dinleyebilmek. Facebook tarafından yeni tanıtılan app, Collab işte burada devreye giriyor. Müzisyenlerin arasındaki mesafe engelini kaldırıyor. Collab app ile müzisyenler grupça müzik yapabiliyorlar ve app üzerinden videosunu yayınlayabiliyorlar. Uygulamayı App Store’dan indirebilirsiniz.

ÖNGÖRÜ

Dünya genelinde pandemide 2. tırmanış yaşanıyor. Türkiye dahil bir çok ülke sokağa çıkma yasakları ile tekrar evlere kapanıyor. Yine sevdiklerimizden uzak, yine yalnızız. Ruhun ilacı olan müzik tam da bunun panzehiri değil mi? Birbirimizden uzakken, ortak platformda bizi buluşturan müzik uygulaması Collab işte bu yüzden çok stratejik bir birleşke!

Özellikle de Noel ve Yılbaşı kapıdayken, ailece/arkadaşlarla birlikte bir şarkı kaydetmek çok eğlenceli olmaz mı? – Bu noktada lansman zamanlamasının da planın bir parçası olduğunu farketmişsinizdir 🙂



Güncel Trendler & Öngörüler

TikTok Yapar Da Snapchat Yapmaz Mı?

Snapchat yeni çıkan özelliği Spotlight ile TikTok’un tahtına göz diktiğini gösteriyor. Spotlight TikTok gibi eğlenceli, kısa, filtreli videolardan oluşuyor.

Önemli özelliği ise hesap sahibine para kazandıracak olması. Snapchat vaadinde her gün kullancılara $1 Milyon’dan pay dağıtılacağını söylüyor. Kim istemez?:) Videoyu kurgulayıp Spotlight’ta paylaşan için işin cazibesi kazanç iken, Snapchat kullanıcısı da yepyeni, eğlenceli, daha fazla içeriğe ulaşabilecek.

Spotlight özelliği, Amerika, Kanada, Birleşik Krallık, Avustralya, İrlanda, Norveç, İsveç, Almanya, Fransa gibi seçili ülkelerde kullanıma açıldı. Çok yakında tüm dünyada aktif kullanılabilecek.



Güncel Trendler & Öngörüler

Apple ve Google Covid-19’a Karşı

Filmlerdeki gibi iyi güçlerin kötü güçlere karşı birlikte hareket etme vakti! Apple ve Google elele vererek sağlık organizasyonlarına virüsün yayılımını takip etmekte faydası olacak bir uygulama üretti. IOS 13.7 ve IPADOS 13.7 update’ini yaptıysanız iPhone/iPad’inizin Ayarlar bölümünde görebilirsiniz: ‘Exposure Notifications’

Ayarlarınızdan uyarıyı aktif ettiğinizde, bluetooth üzerinden diğer aktif kullanıcılarla etkileşiminizi 14 gün takip edecek şekilde kaydediyor. Bu süreç içinde eğer o kişi Covid-19 pozitif olursa size sistem üzerinden uyarı geliyor. Lakin bu süreçte hiçbir şekilde kişisel bilginiz paylaşılmıyor. Kişiler sadece rastgele atanmış numaralar olarak gözüküyor sistemde. Covid-19’a yakalanan bireyi afişe etmek gibi bir durumdan özellikle kaçınılıyor. Keza afişe olmak bir çok insanı rahatsız edebilir ve uygulamayı kullanmamak için majör sebep olabilir. Halbuki bu sistem ne kadar çok sayıda kişi tarafından aktif kullanılsa sağlık organizasyonlarının filyasyon takibi için o kadar fayda sağlar. Bu sebeple hassas bir konu olan kişilerin bilgilerinin gizlenmesi konusuna özenle eğilinmiş.

Sistemin nasıl işlediğine dair detaylı bilgiye buradan ulaşabilir ve aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz:

ÖNGÖRÜ

Bize ODTÜ’de (İşletme) şirketlerin her daim rekabet içinde değil, yeri geldiğinde işbirliği içinde çalışmalarının stratejik önemi öğretilmişti. Bilgeliğin ise bunu ayırt etmekte yattığının altı çizilmişti. Covid-19’a karşı teknolojik çözümlerin peşinde koşarken bu iki dev firmanın da kendine yetecek deneyimi, bütçesi, ekibi var. Lakin iki firmanın da ayrı ayrı çözümlerle gelmesinin kime ne faydası var? Şirket bilançosuna mı? Sağlık organizasyonuna mı? Topluma mı? Oysa ortak amaçta kitlenilse (Apple ve Google’ın sahip olduğu penetrasyon ve teknoloji kullanılarak Covid-19’un yayılımını takipte aktif rol oynamak, sağlık organizasyonlarına direkt akan birinci elden bilgiye kanal olmak), kaynaklar birleştirilse, daha hızlı ve paylaşımlı maliyetle TEK çözüm sunulsa… Aklın yolu bir değil mi? Bu aksiyonla Apple ve Google – görünürde rakip olan iki şirketin – ne zaman tek şirket gibi omuz omuza hareket ederse kolektif bir fayda doğurduğuna stratejik bir örnek teşkil ettiler.



Güncel Trendler & Öngörüler

Pantone 2021’in Renklerini Belirledi.

Her sene Pantone bir sonraki senenin renklerini ilan eder. Bu kolay verilen bir karar değildir. ‘Hadi şu renk olsun’ demekten öte bir süreci gerektirir. Sosyolojik, ekonomik, küresel, politik, sağlık, refah gibi bir çok dinamik göz önünde bulundurularak renk kategorisinde yansımaları belirlenir. Dolayısıyla bu senenin rengi seçilen PANTONE 13-0647 Illuminating ve PANTONE 17-5104 Ultimate Gray 2020’nin izlerini ve 2021 beklentilerini temsil ediyor şeklinde bakabiliriz.

Peki sonuç olarak onca rengin arasından neden bu iki renk, özellikleri ne, neyi sembolize ediyorlar?

PANTONE 17-5104 Ultimate Gray + PANTONE 13-0647 Illuminating

Pantone bu iki rengi: ‘Dirayet ve ümidin, dayanıklılık ve yüksek enerjinin evliliği‘ olarak betimliyor.

Zor bir dönemden geçtik 2020’de. 2021’e hazırlanırken, yüreklerimiz geleceğe dair ümit veren sembollere ihtiyaç duyuyor. Grinin pratikliği, bilinir ve güvenilirliliği ile bu canlı sarı tonunun enerjikliği insanın içine umut ve güven serpiyor. Üstelik doğayla bütünleşik renkler olduğunu söyleyebiliriz: güneşin sıcak sarısı, deniz kıyısındaki çakılların rengi, mermer bir zemin veya serin limonata sanki…

ÖNGÖRÜ

Moda çekimlerinden, giyime, mobilyadan halıya bir çok yerde Illuminating sarısını ve Ultimate Gray gri tonunu göreceğiz. İlham vermesi adına size şöyle bir kolaj hazırladım.

Lakin bu renkler moda diye, illa ki koleksiyonunuza, ürününüzün ta kendisine, logonuza taşımak zorunda değilsiniz. Dönemsel olarak detaylara serpiştirmek de bir fikir. Örneğin moda çekiminin, defilenin arka planına, reklamınızdaki oyuncunun kazak rengine, evinizin duvar boyasına, perdenizin desenine, dönemsel çıkaracağınız bir ürünün ambalajına, Instagram’a koyacağınız fotoğrafa, vitrine ve mağaza içi pop-up’lara, kataloğunuzun kapak fontlarına… türlü detayda, bu öne çıkan iki rengi kullanabilirsiniz.



Güncel Trendler & Öngörüler

Türkiye – Google Trends 2020 Top 10

Google yıl sonunda o senenin en çok aranan 10 başlığını kategori bazlı açıklar. Türkiye’de en çok arananları merak ediyor musunuz? İşte:

Genel bir bakışta zaten görüyoruz ki en çok aranlar 2020’de başımıza musallat olan Covid-19 çerçevesindeki konular: EBA (uzaktan eğitim), Dolar (olumsuz etkilenen ekonomi karşısında değer kaybeden TL ve yükselen $ kuru), Corona virüsü, Zoom (iş, aile ve sosyal çevremizle sanal görüntülü iletişim için), sokağa çıkma yasağı (malum hangi yaş çıkabilir, hangi yaşa yasak, saat kaça kadar izin var, saat kaçtan sonra yasak – konularında kafa karışıklıkları oldu. Dolayısıyla Google’da çok araştırıldı), Sağlık Bakanlığı – En çok aranan isimlere baktığımızda da #1 isim de Sağlık Bakanı, Fahrettin Koca. (Twitter’da da büyük yükseliş gösterdi)

Top 10’da Covid-19 haricinde kalan başlıklarda ise İzmir ve Manisa depremi ile gündeme gelen deprem kaygısı karşımıza çıkıyor.

Ve listenin sonunda ABD seçimlerini görüyoruz. Bu arama başlığı, Trump X Biden çekişmesinde kazananın kim olduğunu Türkiye’nin yakından takip ettiğini gösteriyor.

‘Nasıl?’ sorusu temelli aramalarda ise istisnasız tümünün Covid-19 kaynaklı sorular olduğunu görüyoruz.

Hatırlarsınız #evdekal’dığımız dönemde sosyal medya evde yapılmış ekmek fotoğrafları ile doluydu. Dolayısıyla Google’da en çok aranan tarif de bunu yansıtıyor 🙂

Top 10 listede ramazanın lezzeti pide ile güllaç ve paylaşmanın sembolü aşure bulunuyor. Listede beni gülümseten ise ‘Çökertme Kebabı’ oldu 🙂 Kurabiye, kek tarifinin de listede olmasını beklerdim, demek herkes o tariflere hali hazırda hakim; bunu görmüş olduk 🙂



Güncel Trendler & Öngörüler

LiveStreaming Türkiye’de İlgi Görür Mü?

LiveStreaming nedir? Nasıl işler? Gelir modeli nedir? Hangi markalar, platformlarında nasıl uyguluyor? Türkiye’de tutar mı? Gelin bakalım.

Live streaming’i canlı yayınlanan video üstünden izleyicinin alışveriş yapmasını mümkün kılan sistem olarak tanımlayabiliriz. Özellikle Çin’de livestreaming üzerinden alışveriş oldukça faal. Dile kolay 560 Milyon kullanıcı var! Kaç ülkenin toplam nüfusu eder? 🙂

Sistemin işleyişi oldukça basit: Influencer (Çin’deki adı ile KOL, Key Opinion Leaders) stüdyosunda, canlı yayın yapmasını mümkün kılan teknoloji donanımı ile e-ticaret platformu üzerinden satış yapar. Bu kendi satış gamı da olabilir, işbirliği yaptığı markanın affiliate pazarlaması da olabilir. İkinci durumda satış üzerinden komisyon, canlı yayının yüzü/sunucusu olmak için sabit ücret (endorsement fee) veya C. Hepsi; influencer için gelir modeli olabilir.

Bu gece 21:00’de Gittigidiyor Müge Boz ile ‘Canlı Alışveriş’ akımında ben de varım diyecek. Bu örnekte influencer’ın canlı yayında sunarak tanıtacağı ürünler Gittigidiyor üstünden satılacak.

Bir diğer modele örnek ise; kendi güzellik markası olan bir influencer’ın canlı yayında, muhtemelen linkin.bio, İyzico, PayTR gibi bir online ödeme platformu üzerinden satış yapması.

Dünya devlerinden örneklere bakalım, nasıl uyguluyorlar?

Amazon, Amazon.com/Live web uzantısı üzerinden canlı yayınlar yapıyor. Ana sayfa ekranında o anki canlı yayını ve geçmiş canlı yayınları görebiliyor, dilediğinizi seyredebiliyorsunuz. Gelecek yayınlar ise yayın saatleri ile duyuruluyor. İlgisini çeken içerikten tüketiciyi yakalamak için moda, yemek, sağlık, bebek gibi çeşitli alt kategoriler bulunuyor.

Amazon Live, yayınlarda bahsi geçen ürün canlı yayında işlenirken, altta ürünün görseli, fiyatı ve ‘Featured’ çerçevesi ile müşterinin görmesi ve linkle satın almaya gitmesini öyle kolaylaştırılmış ki… Aramasına, arama esnasında kaybolmasına, fikrini değiştirmesine, almaktan vazgeçmesine olanak verecek zorlaştırıcı etkenler ortadan kaldırılmış. Tüketiciye ‘no friction’, pürüzsüz ilerleyen bir alışveriş deneyimi sunuyor. Kanalında canlı alışveriş başlatmayı düşünen markalara bu ürüne yönlendirme şeklini benchmark almalarını tavsiye ederim.

Canlı alışverişin satışa dönmesi için yayında tanıtılan ürünün görselini ve fiyat bilgisini ön plana çıkarmak, kolay ve hızlıca ürün sayfasına yönlendirmek şart.

Bir de Alibaba’ya bakalım. Özellikle 2020 Singles Day 1.1 Alışveriş Festivali‘nde o kadar başarılı kullandılar ki canlı yayın alışverişini, Magic Johnson dahi yer aldı 🙂 Tmall Global’ın “Walk of Fame” influencer programı çerçevesinde eski LA Laker basketbol oyuncusu ‘sihrini’ Uncle Bud ürünlerini tanıtarak satışta kullandı. Canlı yayının nasıl işlediğini, Jordan’ın kendisinden bu videoda dinleyebilirsiniz:

Alibaba’dan bahsetmişken Çin’de live streaming pazar değerinin 2019’da 65 milyar $ iken, bu sene 2 katına 130 Milyar $’a ölçeklendiğini de belirtmeden geçmeyelim.

ÖNGÖRÜ

Peki, Live Streaming Türkiye’de tutar mı?

Evet, tutar. Hiç şüphem yok ki tutar. Türkiye’de aktif sosyal medya kullanımı, influencer etkisi ve ünlülerin kullandıklarına sahip olma arzusu baskın olduğu için canlı yayınla satışın ilgi göreceğine kesin gözü ile bakabiliriz. Müşterilerin türlü iletişim kanalından tutulduğu ürün ve mesaj bombardımanı altında sıkışıp bunaldığı bu dönemde yeni bir diyalog kanalı açılması da ilgi görmesi için bir diğer sebep.

Trendyol’dan Hepsiburada’ya e-ticaret platformlarında; Koton’dan LcWaikiki’ye perakende markalarının websitelerinde, Modacruz ve Dolap gibi ikinci el satış platformlarında, IG Live gibi live içerik üretilebilen sosyal medya kanallarında… özetle satışa dönüş oranı oldukça yüksek bu uygulama, ürün satan her markanın online alışveriş ve SHOP özelliği olan Instagram ve Facebook gibi sosyal medya platformlarında kendine yer bulacaktır. Bu sebeple 2021 Pazarlama bütçelerinde ‘livestreaming’e de yer açılmalı.

Gelecek trendler ve etki edeceği müşteri davranışları ışığında markalara stratejik yön gösteren Brands & Trends Bootcamp‘te bu ve nice stratejiyi sizlerle paylaşıyoruz. Workshop’a dair detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz: Brands & Trends Bootcamp: Masterclass & Workshop



Güncel Trendler & Öngörüler

Moda ve Lüks Yöneticilerini Ne Kaygılandırıyor?

McKinsey & Company ve The Business of Fashion‘ın her sene hazırladığı, gelecek senenin öngörülerini barındıranThe State of Fashion 2021 raporu moda ve güzellik sektörü için değerli bir rapordur. 128 sayfalık raporu sizler için eğitim/konuşmalarımda bir bir ele almak mümkün ama bu yazıya sığdırmak olanaksız. Yazıya taşımak için cımbızla, önemli bir nokta barındırdığına inandığım bir araştırma sonucunu seçtim: Mass markalardan lüks segmente, geniş yelpazedeki yöneticilere yöneltilen ‘2021’nin en büyük zorluğu ne olacak?’ sorusuna verilen cevaplar.

Zorluk için verilen bir numaralı cevap tabii ki Covid-19 ve ekonomik sarsıntısı. Ardından gelen, 2. sıradaki zorluğun önemli olduğunu düşünüyorum: Değişen Tüketici Talepleri ve Davranışları.

2020’de şirketlerin iş alanı ne olursa olsun, ortak önceliği ‘kriz yönetimi’ idi: Değişen iş yapış ve yaşam düzeni, değişen yerel, küresel, sektörel dinamikler ve tüm bu etkenlerin sonucunda külliyen değişen bir şey varsa o da tüketicinin ta kendisi oldu.

Sağlık kaygısı, hijyen arayışı, karantinada kendi kendine kalış, huzur sığınağımız evlerin çalışma alanına dönmesi, çocuklu ailelerde iş-okul-günlük işler-öğün düzeninin oturtulması, sevdiklerine özlem duyulması, sosyal hayattan kopulması bir yana; şirketlerden talep ettikleri ürün ve hizmetler; markalardan bekledikleri öncelikler ve değerler de değişti. Tüm taşlar yerinden oynadı. Bilinmediğin sularına yelken açıldı. Sanmıyorum ki bir tane dahi şirket ‘2020’nin 1. çeyreğinden sonra iş yapışımızda hiç bir değişiklik olmadı’ desin, hali hazırdaki ürün ve hizmetlerini geliştirmeden veya değiştirmeden devam edebilmiş olsun. ‘Push strategy’ yönetimi geride kalalı onlarca sene olmuşken, ürünüm/hizmetim hiç değişmeden, değişmiş müşteriye kendini sattırır, diyebilen var mı?

Sanmıyorum ki bir tane dahi şirket 2020’nin 1. çeyreğinden sonra iş yapışımızda hiç bir değişiklik olmadı desin, hali hazırdaki ürün ve hizmetlerini geliştirmeden veya değiştirmeden devam edebilmiş olsun.

KISSADAN HİSSEYE

Müşterinin bugün ne istediğini bilmek; çok geç! Fark yaratan nereye evrildiğini ve yeni ihtiyaç/arzularının ne olacağını öngörmek. Arzum Küçük Ev Aletleri Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Murat Kolbaşı TOBB’un webinarı, ‘Salgın Sonrasında Yöneticilere Kurumsal Öneriler’ konuşmasında trendlerin izinden gitmenin önemini vurguladı. Ne kadar doğru!

Pusula: Trendler, perspektif: Değişen tüketicinin beklentilerini karşılamak olursa, işte bu harmandan örnek gösterilecek başarılar çıkar!

Bu noktada TrendMiles uzmanlığı devreye giriyor. ‘Global Trendler ve Tüketimin Geleceği eğitim ve konuşma içeriklerime dair daha detaylı bilgiyi aşağıdaki linklerde bulabilirsiniz. Talepleriniz için exclusive konuşmacısı olduğum, Speaker Agency ile iletişime geçebilirsiniz. Birlikte çalışmak dileği ile…



Güncel Trendler & Öngörüler

‘Kırmızı Oda’ Dizisi Neden Tuttu?

Trendlerin peşindeysek, ‘Kırmızı Oda’ dizisinin neden #trendingtopic olduğunu da masaya yatırmak lazım 🙂

Cuma akşamları TV 8’de yayınlanan dizinin izlenme rakamlarına bakarsak: YouTube kanalındaki izlenme sayısı: 220 Milyon! Televizyonda ise TV 8’in istatistiklerine göre hem total hem AB’de Kırmızı Oda tüm kanallar arasında #1 numarada!

Yaşanan gerçek hikayelerden esinlenerek uyarlanan “Kırmızı Oda” dizisinde, psikiyatri kliniğinde doktorların ve onlara başvuran hastaların hayatları ekrana geliyor. Hikayelerin gerçek kaynaklı olması ve Türkiye’nin sinesine çektiği bir çok travmatik ögeyi barındırması sebebiyle, hastaların hikayelerini dinleyen izleyici ile duygusal bir bağ kuruluyor. Bazen bir karakterde kendi yaralarınızdan bir iz görüyorsunuz, bazen ‘Nasıl insanlar var, bu yapılır mı?!’ diye kızgınlık duyuyorsunuz, bazen de izlediğiniz hastaya ‘Bunu kendine yapma’ diyerek sımsıkı sarılmak istiyorsunuz. Empati, öfke, hoşgörü gibi bir çok insani duyguyu sadece bir bölümüne bile öyle dolu dolu sığdırıyorlar ki. İşte, neden bu kadar tuttu sorusunun cevabı da burada yatıyor.

Covid-19’un hayatımıza girmesi iç dünyamızı çok çalkaladı. İlk #evdekal döneminde (Mart-Haziran 2020) hayatımızda belki de ilk defa kendimizle bu kadar çok vakit geçirdik. Durduk, düşündük: ‘Ben ne yapıyorum? Yaptığım işi seviyor muyum? Hayatımdan memnun muyum? Bu şehrin karmaşası dışında bir hayat mümkün mü? Ailem ve arkadaşlıklarımla görüşemiyorum, özlem ne zor bir şeymiş! Kıymetlerini biliyor muyum? Hayat pamuk ipliği gibi bir virüsün ucunda imiş, hakkını vererek yaşıyor muyum? Peki, bundan sonra ne yapacağım?’ gibi sorular aklımızda döndü durdu. Benim çevremden işini bırakan da oldu, Ege’nin bir kıyı beldesine taşınan da, eşinden boşanan da… İş – ikametgah – medeni durum: Ne kadar temel, insanın hayat akışını değiştirecek kararlar değil mi?

Kendi kendimize kaldığımız bu sürede bugünkü halimizi gözden geçirirken, geçmişi de masaya yatıracak çok vakit oldu.

Kendi kendimize kaldığımız bu sürede bugünkü halimizi gözden geçirirken, geçmişi de masaya yatıracak çok vakit oldu. ‘Nerede hata yaptım? Neden bu başıma geldi? ve bir çok keşke cümlesi…

Kendimizle yüzleştiğimiz, maddi kaygılarla ve gelecek belirsizliği ile cebelleştiğimiz bu dönem pek çoğumuz için kolay geçmedi. Yılın 3. çeyreğinde, bitse de kurtulsak diye umduğumuz Covid-19 virüsünün tekrar alevlenmesi hepimizin zaten sıkkın olan canını daha da sıktı. Bu kış da belli ki evde geçecek. İşimden olur muyum, nasıl geçinirim endişesi toplumumuzun içini kemirmeye devam edecek. Hayat daha iyiye gidecek mi konusunda pek de ümitli olunmayan işte bu günlerde Kırmızı Oda yayına girdi.

Dizinin üç alanda fayda sağladığını düşünüyorum. Birincisi: Ruhu yaralı ve yorgun bir çok birey var, yalnız değilim duygusunu kuvvetlendirdi. ‘Sadece bende değil, bak onda da var’, ‘İnsanların başına neler geliyor yahu, halime şükür’ düşüncesinin insan psikolojisi üstünde rahatlatıcı bir etkisi var. İzleyiciye bu iyi geldi. Daha fazla hasta hikayesi, daha fazla empati ve şükür demek, yani izlemeye devam!

İkinci faydası da klinikteki psikiyatristlerin travmaları değerlendirişlerini ve tedavi süreçlerini gözlemleyebileceğimiz çok fırsat sunuyor olması. Arkadaşlar arasında konuşurken bile ‘geçen bölümde çöp biriktiren bir hasta vardı. Meğer altında şu sebep yatıyormuş’ gibi yorumlar yaparken buluyoruz kendimizi. Bu anlamda psikolojik rahatsızlıkları bulunan insanlara daha hoşgörülü ve empatik olmamız açısından topluma katkı sağladığını düşünüyorum.

Üçüncü faydası da toplum gözündeki ‘psikiyatri = deli doktoru’ önyargısını kırmaya hizmet edişi. Araştırma yapılsa, eminim ki dizinin etkisi ile psikiyatrist ve psikolog randevularının arttığını gösterirdi bize.

Araştırma yapılsa, eminim ki dizinin etkisi ile psikiyatrist ve psikolog randevularının arttığını gösterirdi bize.

Normalde makalelerimi ciddi üslupta öngörülerle bitiririm. Bu sefer işi mizaha vurmak istiyorum: İnternette gördüğüm caps’ler ile bitiriyorum:)