İnsan Kaynakları Zirvesi’nde TrendMiles

İnsan Kaynakları Zirvesi bu sene 2-3 Mayıs 2019 tarihlerinde Volkswagen Arena İstanbul’da gerçekleşecek. Zirvenin odağı: ‘Dijital Dünya, Teknolojik Dönüşüm ve İnsan Kaynakları’ olacak. TrendMiles’ın kurucusu Zehra Elif Zevulun, ‘Teknoloji ve İnovasyon İş Alanlarını Nasıl Etkileyecek?’ başlıklı konuşması ile 2 Mayıs 17:00-17:20 arasında UNIQ Artist Lounge’da olacak. Zirvenin misafirlerinden olacaksınız, oturuma katılmanızdan ve bizzat tanışma fırsatından memnuniyet duyarız.

TrendMiles Eğitimleri

Bu Proje ile Ulaşım Verimli Zamana Dönüşüyor.

IKEA tarafından desteklenen Space10 araştırma ve tasarım laboratuvarı bahse şayan bir ulaşım projesi geliştirdi. Projenin adı ‘Spaces on Wheels’. Üstelik tüm araçlar elektrikli.

Projeye seçtikleri isim ‘Spaces on Wheels’, o kadar tanımlayıcı ki; tekerleklerin üstünde giden yaşam alanları tasarlamışlar. Bu projede 7 ‘Space on Wheels’ var: 1. Ofis 2. Hotel 3. Café 4. Oyun 5. Hasta Bakım 6. Mağaza 7. Manav

Ofis
Manav
Pop-up mağaza

Araçları IOS applikasyonu üzerinden rezerve edebiliyorsunuz. Hatta uygulamalarında AR (Augmented Reality) özelliği bulunuyor. Daha detaylı işleyişini videoda izleyebilirsiniz.

ÖNGÖRÜ

Fikir aslında pazarlama etkinliklerinin janjanlı ‘Road-Trip’ geçici mağaza/tanıtım tırlarından pek de farklı değil. Pazarlama kullanım alanları bir kenara, öngörü perspektifinde gelin bireysel/toplumsal etkisine odaklanalım.

INRIX Küresel Trafik Araştırması, İstanbul’un ‘trafiğin etkisi’ istatistiklerinde dünya 2.’si olduğunu gösteriyor. Etki analizinde; şehrin nüfusu, ulaşım tercihleri ve bireylerin trafik yoğunluğundan gecikme süreleri gibi kriterler bulunmakta. En kötü etkide 2.yiz! (Merak edenlere: 1. Moskova)

Trafik demek, verimsiz, stres dolu saatler demek… Sinir içinde geçirdiğimiz ve 1 dakika olsun dikkatimizi trafikten ayırma lüksümüz olmayan bu zaman dilimi ne kadar verimsiz değil mi? Yalnız seyahat ettiğimizde yapabileceğimiz en iyi şey telefonla (kulaklıkla lütfen:) konuşmak, radyo veya podcast dinlemek… Space on Wheels projesi ise sizi bindiğiniz ve indiğiniz yer arasında ulaşımınızı kafe ortamında geçirip, dışarı bakarak Café Latte’nizi yudumlamaya veya boşa geçen vaktinizi dilerseniz ofis dilerseniz bireysel işlerinizi halledebileceğiniz keyifli bir ortama dönüştürüyor. İkisini birleştirerek sabah iş arkadaşınızla araçta buluşup, işe birlikte giderken toplantınızı yolda yapabilirsiniz. İşe vardığınızda koca bir toplantı vaktini günün programından çıkarmış olmak işinize odaklanmanızı sağlayacaktır. İK departmanının özellikle iş verimi açısından olumlu karşılayacağını, teşvik edeceğini düşünebiliriz.

Örneğin: İstanbul’dan Ankara’ya gitmek 4 saat. Otobüse binmek, beli ağrıyor inmek istemezsiniz. Uçakla gitmek de hesapladığınızda; havaalanına git, check-in, güvenlik sırası, boarding, uçuş, çıkış, gittiğin yere vasıta derken otobüsle aynı süreye gelir. Hepsinin sonu çile ve yorgunluk. Space on Wheels’in otel versiyonunu kiraladığınızda ise; sizi evinizden/ofisinizden alır, gideceğiniz yere kadar götürür. Siz o sırada dilerseniz yatağınızda uzanır, dilerseniz masanızda yemeğinizi yer, keyif yaparsınız!

Play on Wheels aracında bulunan Augmented Reality (AR) donanımlı oyun konsolu ile yolculuğunuzu eğlenceye dönüştürebilirsiniz. Özellikle erkeklerin seveceği garanti! 🙂

TrendMiles Eğitimleri

‘Smoke-Free’ Trendi Hangi Amaçla Çıktı?

Şu anda Twitter’a girdiğinizde #Unsmoke hashtag’inin trend topic olduğunu göreceksiniz. Kimin girişimi bu hashtag: Yeşilay mı? Sigaranın yol açtığı bir hastalığa maruz olanlar mı? Çocukları sigaraya başlamasın isteyen ebeveynler mi?

Hayır. Tam aksine, kampanyayı başlatan sigara sektörünün dünya lideri Philip Morris’in ta kendisi!

”Sigara içmiyorsan, başlama. Sigara içiyorsan, bırak. Bırakamıyorsan, değiştir.”

Dediğinizi duyar gibiyiz: ‘Nasıl olur da gelirini sigara satışından sağlayan bir şirket, sigara içmeyin diye kampanya başlatır?!’ Gelin ‘Neden?’ sorusunun üstüne gidelim.

Bugün dünyada sigara içen insan sayısı 1,1 milyar. Toplamda 7.7 Milyar insanız; etrafımızda mutlaka birileri sigara içiyor, ya kendisi hastalanıyor ya da içmeyen birinin hastalanmasına dolaylı yoldan sebep oluyor. Sağlığın kaliteli yaşam algısı ile önem kazanması + nüfusun kalabalıklaşması ile devletlerin sağlık masraflarının artması + hizmet kalitesinin ve imkanların bu yoğunluktan dolayı olumsuz etkilenmesi + global seyahatler ile virüslerin kolay ve çok hızlıca tüm dünyaya yayılması + tedavilerin belli bölgelere ulaşmakta yetersiz kalması gibi sebeplerden dolayı sağlık; politik, coğrafi, biyolojik, nüfus, genetik gibi bir çok alanda makro ve mikro etkiye sahip. World Health Organization (Dünya Sağlık Örgütü) 2018 verilerine göre her yıl 7 milyon kişinin ölüm sebebi sigaradan kaynaklanıyor. Dünya sağlığını günbegün kötüye götürmesi sebebiyle devlet yaptırımlarının sigara sektörü üzerindeki baskısı gittikçe artacak ve ‘Big Tobacco’ şirketlerinin büyüme hedeflerini kıskaçları arasında sıkıştıracak.

Bir diğer durum da sigara pazarının doygunluğa ulaşması ile büyüme oranlarının; sigara satışlarındaki artışın azalmasına bağlı olarak daralması. Bunda bireylerin sağlıklı yaşam öncelikleri, tütün vergilerinin artışı, satış fiyatlarının yükselişi, paketlerdeki görsel ve uyarıların tüketiciyi caydırması, sigara karşıtı propagandaların etkisi ile pazarın büyümesi yavaşladı. Tahminlere göre sigara pazarı, 2019-2024 yılları arasında sadece %4 büyüyecek.

Tüm bu gelişmeler sigara şirketlerinin strateji değiştirmesini gerektirdi. Öyle tepeden bir strateji değişikliği ki misyon ve vizyonlar yeniden yazıldı. Sektörün 1 numarası Philip Morris’in ‘Biz Kimiz?‘ tanımında dev puntolarla: ‘Designing a smoke-free future’ (Dumansız gelecek tasarımı) yazıyor. CEO André Calantzopoulos, PMI’ın gelecekte sigara satışını tamamen bırakacağını söyledi. The Wall Street Journal’a verdiği tam sayfa ilan ve CNBC röportajında da bu değişimin altını çizdi.

Philip Morris sigara satmazsa ne satacak? Cevap: Nikotin alternatifleri! Daha sağlıklı olup olmadığı henüz muallak olsa da ve yan etkilerini kestirmek için daha zamana ihtiyacı olsa da, yeni akım elektronik sigaralar… Philip Morris’in #unsmoke söyleminde belirttiği 3. madde: ‘Sigarayı bırakamıyorsanız, değiştirin‘ – değişimde önerilen ise elektronik sigaralar.

IQOS

Şu anda 7.3 Milyon tüketici sigaradan elektronik sigaralara geçiş yaptı. 2019’un ilk çeyreğinde PMI’ın ürünü IQOS 10 milyondan fazla ürün sattı. PMI’ın ‘dumansız’ stratejisinde pazar lideri olmak için attığı adımlardan bir tanesi de 2008 iştiraki Altria şirketi ile, rakiplerinden biri olan Juul’un %35 hissesini 12.8 Milyar $’a satın alması oldu.

Türlü perspektiften değerlendirirken bir de bu devinimin politik ve toplumsal etkisini ele alalım. Şu anda elektronik sigaralar ile devlet politikalarının bir arada konuşulduğu bir gündem var. Elektronik sigaraların pazarlama kampanyalarında ürünün ‘trendy ve hip’ oluşunun üstüne gidilmesi ile kullanımınının gençler üzerinde yaygınlaşması toplum tarafından tepki ile karşılandı. Tepkisel tavırlardan biri Rite Aid yaygın mağaza zincirinden geldi: Elektronik sigaraların satışını durdurdular. National Youth Tobacco’nun araştırmalarına göre elektronik sigara kullanımı lise öğrencileri arasında %78, ortaokul öğrencileri arasında %48 arttı. FDA markaların gençliği hedef alması durumunda tamamen piyasada yasaklanmayı değerlendirmeye alabileceğini açıkladı. Bir diğer politik çerçevede de ABD eyaletlerinde sigara yaşının 18’den 21’e yükseltilmesi görüşülüyor.

Asıl haberi en sona sakladık! Philip Morris, Reviti adında bir sigorta şirketi kurdu. Şirketin dikkat çeken politikası ise sigara kullanıcıları elektronik sigaralara geçerse veya tamamen bırakırsa sigorta primlerinde indirim alıyor olması. ‘Dumansız’ politikasına geçişi cazip kılmak için tüketiciye kazan-kazan şartları sunuyor. Ne kadar akıllıca!

ÖNGÖRÜ

Elektronik sigaraların toplumda sosyal kabulünün hızlı olacağını öngörüyoruz. Özellikle IQOS ve Jull markalarının ürün özellikleri: Tasarımlarının minimal ve şık olması, yükselişte bir trend olması ile moda aksesuarı gibi algılanması, kolay taşınabilmesi ve şarj edilebilmesi + markaların çekici reklamları + kitlelere sosyal medya üzerinden etkili mesajlarla ulaşan #unsmoke gibi insiyatiflerin yaygınlaşması + PMI gibi güçlü ve varlıklı bir şirketin ideolojinin arkasında durması ve yüksek bütçeli kampanyalarla desteklemesi; bütün bunlar trendin hızlıca yayılarak, sosyal hayatın parçası olmasını sağlayacak.

Sosyal ortamlarda elektronik sigaraları daha sık göreceğiz.

Bu yazıyı okuduğunuzda siz de muhtemelen ikileme düşeceksiniz. Bunca sene sigara satarak, 1,1 milyar insanı tüketicisi yapmış, 888 Milyar $’lık bir endüstri yaratmış şirketlerin kendi yarattıkları sektörü ‘sigaraya karşıyız’ ile alaşağı etmesi X Sigara tüketiminin azalması ümidi ile toplumu daha temiz, sağlıklı bir gelecek için yüreklendirmesi arasında çelişkide kalmak…

Neden oldu? Çünkü sağlıklı yaşam uzun süredir hayatlarımızda olan bir trend + sigara doygun bir pazar = Yeni, sağlıklı seçeneklere ihtiyaç var. Eğer bunu PMI yapmasaydı, başka biri yapacaktı. Vaktinde yerinde sayan Sony’nin yerine Apple’ın iPhone’u çıkarması ve potansiyeli ile parıldayan akıllı telefon sektöründe liderliğe oynaması gibi! Madem er geç bu olacaktı o zaman bunu yapan kendileri olmalıydı. Keza PMI ‘Smoke-free’ açıklamasında şöyle geçiyor: ‘Success in the cigarette business gives us the resources to pursue our ambitious vision… We’re investing to make these products the Philip Morris icons of the future.‘ (Sigara sektöründeki başarımız bize bu hırslı vizyonumuzdaki kaynakları sunuyor. Biz bu ürünlere yatırımımızı Philip Moris’in gelecek ikonları olması için yapıyoruz.)

Kaynaklar: CNBC, Philip Morris International Kurumsal, PR News Wire, Twitter, World Health Organization, National Youth Tobacco, Coverager, Axios

TrendMiles Eğitimleri

Adidas’tan 100% Geri Dönüşümlü Spor Ayakkabı

Adidas öyle bir spor ayakkabı üretti ki, kullandığı materyal, thermoplastic polyurethane (TPU) doğada tamamen dönüşerek yeni bir ürün yapılmasına olanak sağlıyor. Ve hiç ziyansız! 100% geri dönüşümü mümkün kılıyor…

Adidas Futurecraft.Loop Sneaker

‘Nasıl yani, daha önce hiç 100% geri dönüşümlü spor ayakkabı yapılmamış mıydı?’ derseniz; evet 100% hali yapılmamıştı. Bir spor ayakkabı 10’dan fazla malzemenin bir araya gelmesinden oluşuyor. Spor ayakkabının belli kısımlarının geri dönüştürülebilir malzemeden yapıldığı tabii ki oldu ama tümünün olduğu bir ilk. Bağcığından tabanına tüm malzemesini aynı geri dönüşebilir materyalden (TPU) üretmesi ile Adidas Futurecraft.Loop modeli ile bir ilke imza attı.

ÖNGÖRÜ

Thermoplastic polyurethane’dan üretilen bu spor ayakkabı geri dönüşüme bırakıldığında, sıfır ziyan ile başka bir ürüne dönüştürülebiliyor. Sırf bu cümledeki avantajlara dikkatinizi çekelim: 100% geri dönüşebilir, doğa dostu malzeme ile ‘sürdürülebilirlik’ misyonu + sıfır ziyan ile tüm kullanılan malzemenin geri kazanımı + yepyeni bir modeli ortaya çıkarabilecek malzemeyi temin etmesi + uzun dönemli, verimli bir üretim çemberi yaratması… Sürdürülebilirlik ve operasyonel maliyet elele; bir taşla iki dev kuş!

TrendMiles Eğitimleri

Taksilerde Yüz Tanıma Sistemi Tehdit Midir, Fırsat Mıdır?

Face Recognition (Yüz Tanıma) teknolojisi gittikçe hayatımızın her alanına sızıyor. Alibaba’nın ET City Brain teknolojisi, devlet ağlarını birbirine bağlayıp şehrin kontrolünü geliştirmesine olanak sağlıyor. İşin etik ayağında ise devletin yüz tanıma fonksiyonu ile hayatımızın her anının içine girişi tartışma yaratıyor. Bu konunun harareti bir türlü dinmezken yeni bir tartışma konusu daha gündeme düştü. Devlet bir kenara, özel sektör de yüzlerimizi tanımak için bir adım öne çıkarsa?

Japonya’da bindiğiniz taksinin arka koltuğundaki tablet yüzünüzü scan edip; cinsiyet ve yaşınızı öğreniyor. Ve bu bilgilerden yola çıkarak sizin özelliklerinize göre reklam gösteriyor. Bahsi geçen sistemin adı, “Premium Taxi Vision” ve sağlayıcısı Japon, e-ticaret, eğlence ve oyun alanında mobil ve online hizmetler sunan DeNA Co Ltd şirketi. DeNA’nın gönderdiği bilgiler ise reklam ajansı Geniee, Inc’e ulaşıyor ve o da ilgili reklamı tanımlıyor.

Google çalışanı Rosa Golijan bu fotoğrafı Japonya’da bindiği takside çekip Twitter’da paylaştı. Fotoğrafta görünen metin; yüz tanıma fonksiyonunun amacının sadece cinsiyet bilginizin öğrenilerek buna uygun içerik sunulması olarak belirtiyor.

ÖNGÖRÜ

Makalenin başlığı olan: Taksilerde yüz tanıma sisteminin olması tehdit midir, fırsat mıdır? sorusu üzerinde duralım.

Her ne kadar size yüz tanıma sistemine dair bilgilendirme yapılıyor ve onayınız alıyor olsa da birey olarak ilk tepkim: ‘Ne münasebet!’ İstatistiklere göre bir insan her gün 5000 kadar reklama maruz kalıyor. Dikkatimiz çalınıyor. Her şey bitti bir de takside de mi reklamla karşılaşalım? Hem ne münasebet ki hem sizi, hem de yanınızda seyahat edeni; her ikinizi de bir arada görüntülesin. Özellikle Kuzey Avrupa ülkeleri bu konuda çok hassas. Öyle ki; radarların belgelemek için fotoğraf çektiğinde arabanın içindekilerin görüntüsünü almasına, özel hayatı ihlal etmesi gerekçesiyle izin verilmiyor. Japonya sokaklarını donatan reklam kirliliğinde bu gözden kaçacak kadar sıradan olabilir ama özellikle Avrupa’da ciddi tepki toplayacaktır.

İşin fırsat kısmı ise reklam ajanslarını sevindiriyor. Düşünsenize size müthiş bir filtre sunuyor: Kadın, 25 yaşında… Buyursun bu hedef kitleye uygun markaların reklamını yayınlasın. Nokta atışı! Üstelik gün içinde taksi kullanımının sıklığı göz önünde bulundurulduğunda ciddi bir yayın frekansı sağlayacaktır. Reklamın doğru kitleye ulaşmasının yanı sıra bir avantajı daha var. Gösterim sayısının net rakam olması ve hedef kitle ile örtüşmesi; reklamın etkisinin (ROI – Return On Investment) hatasız değerlendirmesine olanak verecektir.

Kaynak: Futurism

TrendMiles Eğitimleri

Etkili Ramazan Kampanyası Nasıl Yapılır?

Bu sene Ramazan ayı 6 Mayıs’ta başlıyor. Sofra alışverişleri, bayram hazırlıkları gibi Ramazan alışkanlıkları, satış arttırıcı ivmeye sahiptir. Bu sebeple şirketler için değerli dönemlerden biri olarak görülmektedir. Gelin geçtiğimiz senenin satış rakamları ve müşteri gözünde öncelik teşkil eden alışveriş eğilimlerine bakarak Ramazan etkisini inceleyelim.

Google’ın ‘Ramazan’da tüketiciler ne arıyor, ne izliyor?’ araştırması bir çok önemli nokta ortaya koyuyor:

Ramazan öncesinde ve ilk yarısında: Ramazan, oruç, sahur, iftar gibi kelimeler sıklıkla aranmakla birlikte, 2. yarısından sonra aramalar Bayram üzerine kaymakta… Ramazan boyunca 190 kat artan arama konusu: iftar ve sahur saatleri üzerine.

Ramazan sofrasının Türk aile değerlerindeki önemi her daim büyüktür. Sofranın zenginliği, etrafında toplanan ailenin mutlu ve keyifli zaman geçirmesi değerlidir. Bu özel paylaşım anında sofraya konacak yemek önem taşır. Bu sebeple Ramazan’dan 3 hafta önce başlayan ‘yemek tarifleri, sağlıklı sofralar, tok tutan tarifler…’ çorbasından tatlısına yemek tarifi aramaları hem Google’da hem YouTube’da yükselişe geçiyor. YouTube’da sağlık ve beslenme videolarına talep artıyor.

YouTube’da video izleme saatleri sahur saatine doğru ilerleme gösteriyor.

Bayram vaktinin yaklaşması ile birlikte bayram tatili için yurtdışı ve yurtiçi tatil seçenekleri, turlar, kampanya aramalar zirveye tırmanıyor. Tatil planı şekillendiğinde rezervasyonların %79’u internet sitesi üzerinden yapılıyor.

Giyim – Bayramın yaklaşması ile birlikte giyim alışverişi de artışa geçiyor. Özellikle bayramdan önceki hafta %61 yükseliyor.

Teknoloji – Diğer artış gösteren sektör ise teknoloji! Teknolojinin başını çeken ise mobil. Ramazan öncesinde başlayan aramalar, Ramazan boyunca, bayramda ve sonrasındaki hafta da dahil olmak üzere yükselerek devam ediyor.

Yiyecek, İçecek – Geçtiğimiz sene Ramazan ayında yiyecek satışlarında % 51, içecek ürünlerinde % 186 artış gerçekleşti. Süpermarketlerde en çok ramazan kolileri, zeytinyağı, çay, kahve, reçel satılıyor. Ramazan’ın sembollerinden güllaç ve hurma da market alışveriş listesine dahil oluyor.

İnternet Alışverişi – Geçtiğimiz senelerde Ramazan ayı sıcak yaz günlerine denk geldiği için; sokak alışverişine ket vurmuş, internet alışverişini etkin kılmıştı.

ÖNGÖRÜ

Bu sene Ramazan’ın Mayıs ayına denk gelmesi, geçtiğimiz senelerdeki gibi aşırı sıcağa maruz bırakmayacak olsa da tüketici yine de sıcağa, yorgunluğa maruz kalmadan ihtiyaçlarını bilgisayardan, mobilden sipariş etme kolaylığına meyledecektir. Bu noktada hızlı kargo/teslimat hizmetleri tüketicinin markanızdan online alışveriş etmeyi tercih etmesinde çok ciddi önem teşkil edecektir.

Ramazan kampanyalarını başlatma ve bitirme plan süreçlerinizi, sadece Ramazan günleri olan 6 Mayıs – 3 Haziran arasına sıkıştırmayın. Analizler, arama ve satışların Ramazan’dan 2 hafta önce başlayıp, bayramın sonrasında 2 hafta daha devam ettiğini gösteriyor. Strateji kapsamını 2 ay kıskacında tutmak akıllıca olacaktır.

Ramazan’daki aramalar ve eğilimler bize hedef kitle çeşitliliği sunuyor: Oruç tutanlar, mükellef sofra için tarif arayanlar, ailesi için bayram alışverişine çıkanlar, tatil planı yapanlar, Ramazan kolisi bağışlayanlar, YouTube’da video izleyerek, TV’de kanal gezerek vakit geçirenler… Hedef kitleniz birden fazla grupta yer alıyor olabilir.

Dönem özellikle giyim, gıda, teknoloji, mobil ve seyahat firmalarına satışlarını arttırmak için büyük fırsat sunmakta. Direkt fayda bu sektörlere olsa da sosyal kaynaşma imkanı veren restoranlardaki iftar programları, vakit geçirmek için dolaşılan, serin AVM’ler, sinemalar, internet siparişlerinin hızlı dağılmasının önem arz etmesi ile kargo/kurye şirketleri, seyahat acentelerinin alt yüklenicileri gibi bir çok iş alanına hareketlilik getirecektir.

TrendMiles Eğitimleri

Wellness’ın Yeni Oyuncusu

Kendine iyi bakmak isteyenlerin yeni adreslerinden biri IKEA olacak. En azından IKEA’nın istediği o. IKEA yeni serisi TÄNKVÄRD ile kendine, bakımına, sağlığına özen gösteren, milyar dolarlık pazarın hedef kitlesine ulaşarak, oyuna dahil oluyor. Bu yeni koleksiyon aynı zamanada IKEA’nın sürdürülebilirlik stratejisi ile de paralel.

Daha az kimyasal ve su harcanarak üretilen tekstiller ve ahşap malzemeden oluşan, doğayla dost felsefesini temel alan bu koleksiyon aynı zamanda koleksiyon parçalarının birden fazla fonksiyonda kullanılabilmesi ile de esnek çözümler sunuyor. Mesela oda bölücüsü aynı zamanda havlu/kıyafet askısı olarak da kullanılabilir.

Koleksiyonun renk tabanında da saflığı temsil eden beyazı ve huzurun rengi mavinin kullanıldığını görüyoruz. Ahşapın doğal nefesi de pek tabii ki eksik değil.

ÖNGÖRÜ

‘Self-care’, ‘wellness’, ‘tranquility’, ‘multi-functionality’, ‘sustainability’ – Günümüzün en kilit stratejik kelimelerinden…

Rakamlarla konuşursak; Self-Care (kendine iyi bak) endüstrisinin büyüklüğü 11 Milyar $! Kim bu milyar dolarlık pastadan kendine dilim istemez ki? Hele de 38 ülkede 313 dev mağazanız varsa size düşecek pay ne kadar da tatlı bir dilim olacaktır. Hele de bu şirket misyonunuz (örnek olarak IKEA’nın herkes için daha iyi bir yaşam: tasarım, uygun fiyat, fonksiyonel ve ulaşılabilirlik söylemleri) ile elele ise.

Markaların sustainable koleksiyonlar tanıtması bugün hala haber değeri taşıyor. Lakin yakın zamanda bu, ‘wow’ efekti taşıyan bir mevzubahis olmayacak; standart bir müşteri beklentisi haline gelecek. Gittikçe yaklaşan bu yeni süreçte markanızı sürdürülebilirlik, esenlik çerçevesinde konumlandırmak etkisiz ve sıradan hale gelecek. Bu yönde bir stratejiniz varsa trend platolaşmadan hayata geçirmekte fayda var.

TrendMiles Eğitimleri

Drone’dan Ötesi, MetaFly

Metafly, biomimetik bir uçan robot. Hareketi drone gibi uzaktan kumanda ile yönetiliyor olsa da drone ile karıştırılmamalı çünkü o ileri teknoloji ve biyobenzetim bilimi sayesinde bir sinek gibi kanatlarını çırparak uçuyor.

Ağırlığı sadece 10 gram! Hafif ve kıvrak oluşu ev içinde, dar alanlarda bile kullanımını mümkün kılıyor. Çok kırılgan gözükmesine bakmayın, uçarken duvara çarpsa dahi elastik malzemelerden üretildiği için kırılmaya dayanıklı.

Metafly’ın mucidi Edwin Van Ruymbeke’yi duymuş olabilirsiniz: 2014’te Bionic Bird projesi ile dikkatleri üzerine çekmişti. Şimdi de Metafly ile karşımızda… Kickstarter’da yatırıma açık olan Metafly, şu an itibari ile 451.000 USD toplamış durumda!

ÖNGÖRÜ

Metafly, drone’dan çok daha minik, 10 gramlık, sinek gibi gözüken ve hareket eden bir robot. Wireless özelliği ile 100 metre mesafeye kadar açılabiliyor, oda gibi dar alanlar içinde rahatlıkla hareket edebiliyor ve 18 km hızla bir yerden bir yere gidebiliyor. Bu kadar hızlı, hafif, çevik bir sinek robotun; insanları drone gördüğünde yutkunduran sebep olan ‘özeline girme’ endişesini nasıl alevlendireceğini düşünün…

TrendMiles Eğitimleri

Instagramlık Deneyim: Milk Train

FormRoom tarafından tasarlanan, Covent Garden, Londra’daki bu tatlı dondurma dükkanına davetlisiniz. Bulut figürler, neon yazılar, bavul dekorları, dışarıdan bakıldığında, ismine ithafen, trendeymişsiniz izlenimi veren vitrini ile öyle bonbon ki. Sizce, buraya gelenlerin amacı dondurma yemek midir yoksa Instagram’a fotoğraf çekip koymak mıdır? Veya C hepsi?

ÖNGÖRÜ

Birleşik Krallık’ta, Schofields tarafından yapılan bir araştırmaya göre (33 yaş altında) ankete katılanların %40’ı tatile gidecekleri yerin ‘instagrammable’ olma özelliğine dikkat ettiğini belirtiyor. Tüm dünyada Instagram kullanan, 35 yaş altı kitlenin %71 gibi dev bir oranda olduğunu biliyor muydunuz? Bu bilgiyi bir de şununla harmanlayalım: dünya nüfusunun %50,5’i 30 yaşın altında… O halde hedef kitlenizde tavan 35 yaş ise Instagram’a fotoğraf koymak isteyecekleri bir mekan yaratmanızın önemini anlatmaya kelimeler yetmez!

Doğru ürün, doğru zaman, bla bla.. Pazarlama’nın 4P’sini geride bırakalı uzun zaman oldu. Gelişmiş güncel listeye bir de ‘I-Instagram Friendly’yi de ekleyelim.

TrendMiles Eğitimleri

Kaynak: Dezeen, FormRoom, Trendhunter, UNESCO, Hotsuite, Forbes

(P&G) SK-II ve #BareSkinChat

Procter & Gamble’ın markalarından olan SK-II,  #BareSkinProject kapsamında ünlü oyuncu ve komedyenler ile YouTube’da bir video serisi başlattı: ”Bare Skin Chat”

YouTube ”Bare Skin Chat” video serisinin baş oyuncuları: The Late Late Show ve Carpool Karaoke ile tanıdığımız komedyen James Corden ve genç aktris, SK-II’nun marka yüzü Chloë Grace Moretz. Video serisinde öne çıkarılan SK-II Pitera Essence ürünü oldu. Lakin sadece bu ürüne değil tüm SK-II ürünlerine marka farkındalığı yaratması bekleniyor.

Video serisi her hafta bir video yayını ile devam edecek. James Corden ve Chloë Grace Moretz’e paralel olarak Japon komedyen Naomi Watanabe ve aktris Kasumi Arimura da yer alacak.

ÖNGÖRÜ

“Bare Skin Chat” YouTube video serisi marka pazarlamada dijital video formatlarının farklı ve etkili kullanımına güzel bir örnek. Özellikle de ekranlardan başını kaldırmayan genç kitleye doğru noktadan ulaşarak, onu eğlendiren ve imrendiren figürlerle tavlıyor. Üstelik güzellik ile mizahı bir araya getirmek farklı bir yön sunmuş. Retinol, bakuchiol, shea butter gibi teknik terimlerle konuşan güzellik dünyasının soğuk nevale tavrına Corden ve Watanabe komik yaklaşımları ile sıcaklık ve neşe katıyor.

Bir diğer nokta lansmanın 2 coğrafi odakla ortaya çıkışı: Amerika ve Japonya. Belli ki SK-II, K-Beauty ürünleri ile güzellik dünyasını parmağının ucunda döndüren Uzakdoğu’ya gözünü dikmiş.

TrendMiles Eğitimleri