Avon’un Önemli Dijital Atılımı

Avon’un 130 senelik tecrübesi ile dijital aynı platformda buluşursa ne olur? İşte bu olur: Avon Content Studio.

Prodüksiyon şirketi MediaMonks ile anlaşan Avon, yılda 12.000 içerik üreteceği bir stüdyo kuruyor. Chief Beauty & Brand Officer, James Thompson bu atılımın amacının ‘satış temsilcilerini ve müşterileri her daim ilgi çekici, eğlendirici ve bilgi verici kaynaklarla desteklemek’ olduğunu belirtiyor. CEO, Jan Zijderveld da ‘Bizim işimiz onlara ilham vermek ve biz bu hedefe dijitali öncelik tutarak varacağız.’ diyor. Zijderveld, önümüzdeki 2 sene içerisinde dijitale 300 Milyon $ yatırım yapacaklarını açıkladı. İçerik stüdyosu da bu yatırımlardan bir tanesi.

İçerikler, bir çok dilde (Avon elliden fazla pazarda yer alıyor.), çeşitli dijital platformlara uygun şekilde ve Avon’un online satışlarını arttıracak çerçevede hazırlanacak. İçerikler sadece bilgilendirmeye yönelik değil; sosyal medyada beğeni toplamak ve satış çemberini genişletmek amaçlı da olacak. Stüdyoda üretilen işler Mart itibari ile Brezilya, İngiltere, Meksika ve Rusya pazarlarında karşımıza çıkmaya başlayacak. İçerikler haftalık olarak dağıtılacak ve video, gif, oyun gibi bir çok çeşidi kapsayacak. Çıkacak işleri merak ediyoruz!

ÖNGÖRÜ

Milk, Drunk Elephant, Glossier gibi butik güzellik ve kozmetik markalarının şaşırtıcı başarılarının arkasında sosyal medyayı ve dijital içeriği etkili ve çekici şekilde kullanarak hedef kitlelerine ürünlerini en havalı şekilde sunuyorlar. Konu her daim dönüp dolaşıp ‘Content is the king! / İçerik kraldır!’a geliyor.

Hele de o kral içerik… Gelin bir matematik hesabı yapalım: AVON’un 6.000.000’a yakın satış temsilcisi X 50 pazar X yıllık 12.000 içeriğin bir araya geldiğini düşünün… Bu basit aritmetik bile Avon’un bu yatırımı ile ne kadar büyük bir erişim ağına sahip olacağını ortaya koymaya yetiyor.

‘Content is the king! / İçerik kraldır!’ her sektör için geçerli bir gerçeklik. İçeriğe ve dijitale yatırım yapmayanlar tehlikenin farkında mı?

TrendMiles Eğitimleri

Google’dan Yeni Hizmet

Perakendenin en önemli etkinliklerinden Shoptalk, 3-6 Mart’ta Las Vegas’ta gerçekleşti. Amazon, Google, Alibaba, Farfetch, Facebook, Macy’s, Lulumelon, Nike gibi bir çok pazar lideri şirket etkinliğe katıldı.

Konferansta Google’ın Perakende Alışveriş ve Ödemeler Başkanı Daniel Alegre Google Image’a eklenen çok önemli bir özelliği tanıttı: Google Image Shoppable Ads

Online tüketicilerin %50’si görselini beğendiği ürünleri satın almaya sıcak baktığını söylüyor. %50 çok ciddi bir yüzde. Bu demektir ki; 2 tüketiciden 1’ine ihtiyacı olan veya ilham veren çekici bir ürün görseli gösterdiğinizde ve beğendiğinde anında online satışa bağlayabilirsiniz. Google artık bu fırsatı Google Image üzerinden mümkün kılıyor! Google’ın günlük 3.5 Milyar arama trafiğini göz önünde bulundurduğunuzda, sizce de ‘Google Image Shoppable Ads’ reklam vermek için mantıklı bir alan değil mi?

ÖNGÖRÜ

Bu fonksiyonun eklenmesinin altında yatan 2 tüketici davranışı var: 1. Sabırsız müşteri beğendiği ürüne ulaşmak için bir adım fazla bile işlem yapmak, zaman harcamak istemiyor. Artık aradığı ürünü tek tek e-mağazalarda dolaşarak bulmaya çalışmaktansa, tek entry ile Google’da bulup, imajı üzerinden satışa gitmek çok daha pratik. Bu kolaylığı tercih edecektir. Google Image’ın bu fonksiyonunu en önce ve başarılı bir uygulama ile kullananlardan olmak sektörünüzde ses ve ‘takipçi:)’ getirecektir.

2. Satışınızın anahtarı görselin gücünde yatıyor. Amazon, Avon, L’oreal gibi lider şirketler en çekici görsellerle tüketicinin gözünü doldurmak için kendi stüdyolarını ve ekiplerini kurdular. Neden? Çünkü satış yolundaki en önemli patikalardan birinin görselin cazibesinden geçtiğini biliyorlar.

TrendMiles Eğitimleri

Barbie Bile Ayrıma Karşı!

Ayrımcılık bir şirketin protesto edilmesine, satış ve itibar kaybetmesine sebep olacak kadar büyük bir hata. Farklı ırk, vücut şekli, cinsiyet tercihi kapsamında ‘dahiliyet/çeşitlilik’ (diversity) şirketlerin ürün, hizmet ve pazarlama konumlandırmasında ciddi derecede dikkat etmesi gereken bir durum.

Kızların en sevdiği oyuncaklardan biri olan Barbie yıllarca gerçek dışı standartlarda vücut şekline sahip olması ile eleştiri oklarının hedefi olmuştu. Çünkü Barbie kızların onun görünüşünü güzellikle özdeşletirmesinden kaynaklı algı tehlikesi yaratıyor. Bu sebepten dolayı Barbie için değişme vaktinin zilleri çoktur çalıyordu.

Barbie’nin üreticisi Mattel, 2019 ‘Fashionistas’ koleksiyonunda engelleri yıktı. Tekerlekli sandalyeli, platin uzuvlu ve çok farklı ten rengi, saç modeli, göz rengi, giyime sahip çeşitli Barbie’ler görebilirsiniz. 2017 yılında da başı örtülü Barbie’ler çıkarmış olduğunu da hatırlattım.

Barbie yeni modellerinde LGBT haklarına desteğini sergileyen ‘Love Wins’ konsepti ile karşımıza çıkıyor. Bunu tanıtmak içinse çok akıllıca bir pazarlama taktiği kullandı: Ünlü YouTuber (Songofstyle), Influencer Aimee Song’un Barbie’sini çıkardı. Barbie’si için büyük heyecan duyan Song, videolarında, websitesinde ve Instagram sayfasında yer vererek, ‘Love Wins’ konseptini 5.5 Milyon takipçisine ulaştırdı.

ÖNGÖRÜ

Bildik bileli bu konuda eleştirilen Barbie bile ‘dahiliyet/çeşitlilik’ (Diversity) konusunda büyük bir adım atmışken; geniş pazarlara hitap eden ürünler ve hizmetler sunan şirketlerin bu konuda eksik kalması kendi ayağına kurşun sıkmak (tabiri maruz görün:) gibi bir şey.

Şirketlerin bu konuda ne kadar hassas davrandığını masaya yatırıp, değerlendirmesi bir seçenek değil, öncelikli bir gereklilik!

Diversity (dahiliyet/çeşitlilik) konusunda; şirketlerin stratejisi, ürün/hizmet önermeleri ve politik duruşları hakkında daha fazla bilgi ve örnek TrendMiles eğitimlerinde işlenmektedir. TrendMiles eğitimleri hakkında bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

TrendMiles Eğitimleri

Neden Çinliler WeChat’siz Yapamıyor?

900 Milyon Çinlinin (Çin nüfusunun %60’ına denk) kullandığı WeChat’in nasıl bir uygulama olduğunu yakından tanımak ister misiniz?

WeChat 2011 yılında Tencent tarafından kuruldu ve o günden bugüne Çinlilerin vazgeçilmezi oldu. Çünkü WeChat ile o kadar çok şey yapabiliyorsunuz ki! WeChat sadece Çin’de yasak olan Facebook’un yerine geçmedi, dahası var. Facebook, WhatsApp, FaceTime, BiTaksi, banka, nakit para, alışveriş, oyun ve bilimum uygulamanın tek bir yerde toplandığını düşünün. Ne kadar pratik değil mi?

WeChat’in özelliklerini biraz daha detaylandıralım çünkü arkadaşlarınızla Facebook’taki gibi yazı ve fotoğraf paylaşmak, sözlü ve yazılı mesajlaşmak ve görüntülü konuşmaktan çok öte bir yerde. Neler yapabilirsiniz? WeChat’in Paypal’ı diyelim WeChat Pay (TenPay olarak da geçiyor) ile EFT yapabilir, arkadaşınız ile gittiğiniz restoranda hesabı bölüşebilir, araç çağırabilir, sevdiklerinize hediye kartı gönderebilir, en sevdiğiniz markadan alışveriş yapabilir, her nerede iseniz, o çevrede hangi arkadaşlarınız var görebilir, otomattan bir içecek alırken para yerine kullanabilir, banka kredisine başvurabilir, QR kodu ile karşınızdaki kişiyi listenize ekleyebilir, kartvizitini otomatik yükleyebilirsiniz. İş yazışmalarında WeChat’in email kadar sık kullanıldığına değinelim.

Tencent’in devletle yakın ilişkisi olduğu bilinen bir gerçek. Bu da ülke güvenliği ve vatandaşlarının takibi konusunda titiz olan Çin hükümetinin WeChat’i kullanarak kişisel bilgilere erişip erişmediği üzerine kullanıcılar arasında güvensizlik yaratıyor. WeChat ile devletin işbirliği kurduğu proje ile WeChat aynı zamanda sanal kimlik kartı yerine de geçiyor. Belki de bir gün kimlik kartının ta kendisi olacak! Neden olmasın?

ÖNGÖRÜ

7,7 Milyarlık dünya nüfusunun 1,4 Milyarlık kısmının Çinli olduğu düşünülürse; dünyanın %20’sinde aktif olan bu uygulamanın, özellikle de yarattığı kolaylıklar çerçevesinde, dünyanın geri kalanına da yansıyacağını öngörebiliriz. Sonuçta kim tüm işlerini kolayca bir uygulama üzerinden halletmek istemez ki? Bugünün yoğun temposunda, sosyal ilişkilerinde, halledilmesi gereken günlük işlerde tüm fonksiyonları bir arada sunan böyle bir uygulamayı hepimiz severek kullanırız. Acaba ilk kim yapacak?

TrendMiles Eğitimleri

‘Kiralık Torun’ Bulunur

Bu da mı olacaktı demeyin: E-hizmetler o boyuta kadar geldi! Papa applikasyonu sayesinde bir torun bile tutabiliyorsunuz!

Yaşlılar günlük işlerinde onlara yardımcı olacak, onlara zor gelen teknolojik aygıtları, interneti onlara öğretecek, belki de sadece ona eşlik edip, bir süreliğine arkadaş olacak gençlere ihtiyaç duyabiliyor. Bu eksiklikten yola çıkan Papa; harçlığını kazanmak isteyen gençler (‘Papa Pals’) ile yaşlıları buluşturuyor. Mesela onlarla alışverişe çıkıyor, birlikte kitap okuyor, satranç oynuyor, akıllı telefonun nasıl çalıştığını ona öğretiyor…

Bilgisayar, akıllı telefon veya tablet kullanmıyor olabileceği düşünülerek hizmet talebi sadece cep telefonu uygulaması üzerinden değil sabit telefonla da yapılabiliyor.

ÖNGÖRÜ

Yetkin sağlık hizmetleri, gelişen ilaç sektörü, artan spor alışkanlıkları, beslenmeye gösterilen özen, doğal yoldan sağlık takviyeleri gibi faktörlerden dolayı dünya üzerindeki yaşlı nüfusu gün be gün artıyor. Pek tabii ki onlardan gelen yeni talepler, yaşlılara özel ürün ve hizmet pazarını genişletiyor ve yeni fırsatlar yaratıyor.

Sadece bu değil; aile bağlarındaki kopukluklar, çocukların ve torunların başka şehirlerde yaşaması, iş yoğunlukları, boş zamanlarında sosyalleşmeyi veya dinlenmeyi tercih etmesi gibi sebeplerden dolayı yaşlılar yalnız kalıyorlar. Yaşlılığın getirdi duygusal ve fiziki ihtiyaçlar bir hizmet alanı doğuruyor. Bu da Papa gibi akıllıca bir girişime zemin oluşturuyor.

2050’de 60 yaş üzeri nüfusun 2 Milyar olması bekleniyor. Bu da öngörülen toplam nüfusun %22’sine denk geliyor. Şirketlerin önünde dev bir fırsat yatıyor! Çünkü bu pazarın günden güne genişleyeceği ve yeni ürün/hizmet fırsatları yaratacağı şüphesiz!

TrendMiles Eğitimleri

Neden Bej Rengi Yükselişte?

Her sezon öne çıkan bir renk olur. Bu sezonun Pantone tarafından ilan edilen rengi ‘Living Coral’ olsa da tacını beje kaptırmış gözüküyor.

Neden peki bej şu anın en ‘in’ rengi? Soluk bir renktir, herkesin dolabında vardır, bir özelliği, heyecan verici bir yanı yoktur, dikkat çekmez. İşte tam da bu yüzden! Her trendin bir kontra yaklaşımı vardır. Kutupların çekimi gibi… Millenial pembesine, yılın rengi canlı mercan tonuna, Sonbahar/Kış 2019 defilelerindeki göz alan neonlara inat; klasik, sade, elegant, durgun, dingin bej… İşte bu ters köşeden dolayı ön planda!

Tom Ford, Chloe, Burberry, Lacoste ve daha bir çok marka baştan ayağa bejin tonlarını taşıdı podyumlara. Sadece lüks markaların koleksiyonlarında değil hızlı moda mağazalarında da karşımıza çıkıyorlar. Raflara, askılara, vitrinlere bakıyorsunuz; paltodan eteğe, ayakkabıdan çantaya baştan aşağıya bej kombinler bize göz kırpıyor. Giyimde bir trendin tuttuğunun en önemli göstergesidir bu.

ÖNGÖRÜ

Daha olgun kitlelerin tercih edeceğini varsaydığımız beji belli ki sadece X değil Y ve Z jenerasyonlarının üstünde de göreceğiz. Justin Bieber gençlerin arasında da beji sevdirmeye baş koymuş olsa gerek ki yeni giyim markası Drew’ın reklam kampanyasında bejin tonlarını sergiliyor.

TrendMiles Eğitimleri

O, Bildiğiniz Speaker’lardan Değil!

Geri dönüşümden üretilmiş ürünlere alıştık. Peki ‘Bu materyaller dönüşmez’ dediklerinden yapıldıysa?

İngiliz tasarım stüdyosu Gomi bir hoparlör tasarladı. Bu hoparlör Birleşmiş Krallık’ın ‘geri dönüşüm görmez’ dediği plastik torbalardan tasarlandı. Mermer desenli tasarımı içinde yer alan geri dönüşüm malzemesine bağlı olarak her birinde farklı. Bu özel bluetooth speaker, çöpte çürüyecek malzemeleri eşsiz bir melodiye dönüştürüyor.

ÖNGÖRÜ

Geri dönüşüm malzemeleri ile tasarlanan objeler artık gündelik hayatlarımızın sıradan parçaları. ‘Bu malzeme geri dönüştürülmez’ olarak belirlenenler de bu atılımlar ile malzeme listelerine dahil oldu. Yoksa dün kullandığımız, bugün çöpe attığımız her şey ama her şey dönüştürülüp attığımız çöpten perakende raflarına başka şekillerde geri mi dönecek?

TrendMiles Eğitimleri

Hem Vazo Hem… (şaşıracaksınız!)

Samsung’un bünyesindeki Cheil Worlwide ve Samsung Fire & Marine Insurance, Güney Kore’deki yıllık 10.000 yangın vakasına karşı nasıl farkındalık sağlarız ve yangınların önüne geçeriz fikrinden hareketle bu vazoları geliştirdi.

Yangın söndürücü evlerde bulundurulsa dahi kolay ulaşılabilir bir yerde tutmamak veya nasıl kullanılacağını bilmemek gibi sebeplerden etkin çözüm olmuyor. Yangın vakalarının yol açtığı zararın önüne geçmek isteyen sigorta şirketi bu tasarım ile şıklık ve fonksiyonu bir araya getirmiş. Ama ne fonksiyon! Yangın söndürücü görevi gören vazo! Yangın çıkan noktaya vazoyu fırlattığınızda, vazonun kırılması ile birlikte potasyum karbonat salınımı gerçekleşiyor. Acil durumlarda kullanımı da bu kadar basit!

ÖNGÖRÜ

Fonksiyon ve şıklığı bir çok üründe bir arada görüyoruz. Bunu çok heyecan verici bir gelişme olarak nitelendiremeyiz. Lakin şık bir dekorasyon objesi gibi durup hayat kurtaracak kadar önemli bir işlev görmesi işi enteresan kılıyor. Görünen o ki; etrafımızdaki herhangi bir objeye bile hayatımızı kurtarma derecesine kadar beklenti yükleyeceğiz.

TrendMiles Eğitimleri

Akşam Yemekte Ne Var?

Buzdolabını açıp, bu akşam ne yemek yapsam diye raflara göz gezdirdiniz… Rafta duran kabak, süt, yoğurt, domates salçası, kırmızı biber, dünden kalmış makarna ve bilimum malzeme ile göz göze geldiniz… Eldekilerden ne yemek çıkar? – Klasik sorunsal 🙂

Whirlpool buzdolaplarının Yummly işbirliğinden hayat kolaylaştıran bir icat doğmuş! Yummly uygulaması raflardaki ürünleri ‘Ingredient Recognition’ isimli AI (yapay zeka) sistemi ile tanıyarak hali hazırda elinizde bulunanlarla yapabileceğiniz yemek tarifleri öneriyor… Süper değil mi?

ÖNGÖRÜ

İşten çıktık evimize gidiyoruz. Yoldayken evin klimasını aktive ediyoruz. Geldiğimizde ev serin olsun… Eve vardık, Tesla arabımız kendi kendini park ediyor. Eve girince bizi Alexa karşılaşıyor. Bir de müzik açmasını istiyoruz ondan… Akşam arkadaşlarınız gelecek; acaba Uber Eats’ten bir şeyler mi getirtseniz yoksa buzdolabınızdakilerle ne yemek yapabilirsiniz Yummly mi size söylese? Bir anda canınız Macaroni&Cheese mi çekti; basıverin Amazon Dash butonuna, Amazon siparişinizi alsın.

‘Ne parmağımı kıpırdatmama ne de düşünmeme gerek var; akıllı evim benim yerime düşünür, halleder’

Ah bir de masayı toplayıp, bulaşıkları dizse 🙂 Belki de pek yakında!

TrendMiles Eğitimleri

Bisikletin UBER’i: JUMP

Bisikletin de dijitali olur mu demeyin; olur tabii! Süreli kullanım için kiralanan JUMP bisikletler hem elektrikli hem de akıllı telefonla çalıştırılıyor.

Diyelim bisiklete ihtiyacınız var. İlk iş telefonunuzdan JUMP’ı (Uber App üzerinden) açıyorsunuz ve size en yakın bisiklet nerede harita üzerinden konumunu tespit ediyorsunuz. Bisikletin yanına geldiğinizde aktive olması için dokunmatik ekranını el hareketi ile aktifleştirmeniz yeterli. Ekranda aynı zamanda şarj seviyesini de görebiliyorsunuz. Yol üstünde şarjı biterse klasik bisikletin pedal fonksiyonuna da geçebilirsiniz.

Bir diğer pratik yanı cep telefonunuzu yerleştirmeniz için tasarlanan alan sayesinde harita üzerinden gideceğiniz yönü takip edebiliyorsunuz.

Asıl geldik işin cafcaflı kısmına 🙂 Yoluna start-up olarak başlayan JUMP’ı 2018’de UBER satın aldı. Böylelikle Uber ulaşımın ‘Amazon’u olma hedefine bir adım daha yaklaştı. Projenin Uber ile harekete geçtiği ilk duraklardan olan San Francisco’da istatistikler bakın neler diyor? JUMP gün içinde şehir trafiğine araç içinde takılıp kalmak istemeyenlere harika bir alternatif sunduğundan UBER araçlarının kiralanmasını %10-15 kadar düşürmüş. İstatistiklerin gündüz elektrikli bisikletlerin popüler olup, gece ise bisiklet yerine UBER araçların tercih edildiğini ortaya koymasına ise şaşmamak gerekir.

ÖNGÖRÜ

Tüketiciler arasında yaygınlaşan ‘sahip olmaya gerek yok, onun yerine kiralar kullanırım’ trendi ulaşımda ağlarını sıklaştırmaya devam ediyor. Acaba ileride araba veya bisiklet ‘satın almamıza’ gerek kalacak mı?

TrendMiles Eğitimleri