‘Kiralık Torun’ Bulunur

Bu da mı olacaktı demeyin: E-hizmetler o boyuta kadar geldi! Papa applikasyonu sayesinde bir torun bile tutabiliyorsunuz!

Yaşlılar günlük işlerinde onlara yardımcı olacak, onlara zor gelen teknolojik aygıtları, interneti onlara öğretecek, belki de sadece ona eşlik edip, bir süreliğine arkadaş olacak gençlere ihtiyaç duyabiliyor. Bu eksiklikten yola çıkan Papa; harçlığını kazanmak isteyen gençler (‘Papa Pals’) ile yaşlıları buluşturuyor. Mesela onlarla alışverişe çıkıyor, birlikte kitap okuyor, satranç oynuyor, akıllı telefonun nasıl çalıştığını ona öğretiyor…

Bilgisayar, akıllı telefon veya tablet kullanmıyor olabileceği düşünülerek hizmet talebi sadece cep telefonu uygulaması üzerinden değil sabit telefonla da yapılabiliyor.

ÖNGÖRÜ

Yetkin sağlık hizmetleri, gelişen ilaç sektörü, artan spor alışkanlıkları, beslenmeye gösterilen özen, doğal yoldan sağlık takviyeleri gibi faktörlerden dolayı dünya üzerindeki yaşlı nüfusu gün be gün artıyor. Pek tabii ki onlardan gelen yeni talepler, yaşlılara özel ürün ve hizmet pazarını genişletiyor ve yeni fırsatlar yaratıyor.

Sadece bu değil; aile bağlarındaki kopukluklar, çocukların ve torunların başka şehirlerde yaşaması, iş yoğunlukları, boş zamanlarında sosyalleşmeyi veya dinlenmeyi tercih etmesi gibi sebeplerden dolayı yaşlılar yalnız kalıyorlar. Yaşlılığın getirdi duygusal ve fiziki ihtiyaçlar bir hizmet alanı doğuruyor. Bu da Papa gibi akıllıca bir girişime zemin oluşturuyor.

2050’de 60 yaş üzeri nüfusun 2 Milyar olması bekleniyor. Bu da öngörülen toplam nüfusun %22’sine denk geliyor. Şirketlerin önünde dev bir fırsat yatıyor! Çünkü bu pazarın günden güne genişleyeceği ve yeni ürün/hizmet fırsatları yaratacağı şüphesiz!

TrendMiles Eğitimleri

Neden Bej Rengi Yükselişte?

Her sezon öne çıkan bir renk olur. Bu sezonun Pantone tarafından ilan edilen rengi ‘Living Coral’ olsa da tacını beje kaptırmış gözüküyor.

Neden peki bej şu anın en ‘in’ rengi? Soluk bir renktir, herkesin dolabında vardır, bir özelliği, heyecan verici bir yanı yoktur, dikkat çekmez. İşte tam da bu yüzden! Her trendin bir kontra yaklaşımı vardır. Kutupların çekimi gibi… Millenial pembesine, yılın rengi canlı mercan tonuna, Sonbahar/Kış 2019 defilelerindeki göz alan neonlara inat; klasik, sade, elegant, durgun, dingin bej… İşte bu ters köşeden dolayı ön planda!

Tom Ford, Chloe, Burberry, Lacoste ve daha bir çok marka baştan ayağa bejin tonlarını taşıdı podyumlara. Sadece lüks markaların koleksiyonlarında değil hızlı moda mağazalarında da karşımıza çıkıyorlar. Raflara, askılara, vitrinlere bakıyorsunuz; paltodan eteğe, ayakkabıdan çantaya baştan aşağıya bej kombinler bize göz kırpıyor. Giyimde bir trendin tuttuğunun en önemli göstergesidir bu.

ÖNGÖRÜ

Daha olgun kitlelerin tercih edeceğini varsaydığımız beji belli ki sadece X değil Y ve Z jenerasyonlarının üstünde de göreceğiz. Justin Bieber gençlerin arasında da beji sevdirmeye baş koymuş olsa gerek ki yeni giyim markası Drew’ın reklam kampanyasında bejin tonlarını sergiliyor.

TrendMiles Eğitimleri

O, Bildiğiniz Speaker’lardan Değil!

Geri dönüşümden üretilmiş ürünlere alıştık. Peki ‘Bu materyaller dönüşmez’ dediklerinden yapıldıysa?

İngiliz tasarım stüdyosu Gomi bir hoparlör tasarladı. Bu hoparlör Birleşmiş Krallık’ın ‘geri dönüşüm görmez’ dediği plastik torbalardan tasarlandı. Mermer desenli tasarımı içinde yer alan geri dönüşüm malzemesine bağlı olarak her birinde farklı. Bu özel bluetooth speaker, çöpte çürüyecek malzemeleri eşsiz bir melodiye dönüştürüyor.

ÖNGÖRÜ

Geri dönüşüm malzemeleri ile tasarlanan objeler artık gündelik hayatlarımızın sıradan parçaları. ‘Bu malzeme geri dönüştürülmez’ olarak belirlenenler de bu atılımlar ile malzeme listelerine dahil oldu. Yoksa dün kullandığımız, bugün çöpe attığımız her şey ama her şey dönüştürülüp attığımız çöpten perakende raflarına başka şekillerde geri mi dönecek?

TrendMiles Eğitimleri

Hem Vazo Hem… (şaşıracaksınız!)

Samsung’un bünyesindeki Cheil Worlwide ve Samsung Fire & Marine Insurance, Güney Kore’deki yıllık 10.000 yangın vakasına karşı nasıl farkındalık sağlarız ve yangınların önüne geçeriz fikrinden hareketle bu vazoları geliştirdi.

Yangın söndürücü evlerde bulundurulsa dahi kolay ulaşılabilir bir yerde tutmamak veya nasıl kullanılacağını bilmemek gibi sebeplerden etkin çözüm olmuyor. Yangın vakalarının yol açtığı zararın önüne geçmek isteyen sigorta şirketi bu tasarım ile şıklık ve fonksiyonu bir araya getirmiş. Ama ne fonksiyon! Yangın söndürücü görevi gören vazo! Yangın çıkan noktaya vazoyu fırlattığınızda, vazonun kırılması ile birlikte potasyum karbonat salınımı gerçekleşiyor. Acil durumlarda kullanımı da bu kadar basit!

ÖNGÖRÜ

Fonksiyon ve şıklığı bir çok üründe bir arada görüyoruz. Bunu çok heyecan verici bir gelişme olarak nitelendiremeyiz. Lakin şık bir dekorasyon objesi gibi durup hayat kurtaracak kadar önemli bir işlev görmesi işi enteresan kılıyor. Görünen o ki; etrafımızdaki herhangi bir objeye bile hayatımızı kurtarma derecesine kadar beklenti yükleyeceğiz.

TrendMiles Eğitimleri

Akşam Yemekte Ne Var?

Buzdolabını açıp, bu akşam ne yemek yapsam diye raflara göz gezdirdiniz… Rafta duran kabak, süt, yoğurt, domates salçası, kırmızı biber, dünden kalmış makarna ve bilimum malzeme ile göz göze geldiniz… Eldekilerden ne yemek çıkar? – Klasik sorunsal 🙂

Whirlpool buzdolaplarının Yummly işbirliğinden hayat kolaylaştıran bir icat doğmuş! Yummly uygulaması raflardaki ürünleri ‘Ingredient Recognition’ isimli AI (yapay zeka) sistemi ile tanıyarak hali hazırda elinizde bulunanlarla yapabileceğiniz yemek tarifleri öneriyor… Süper değil mi?

ÖNGÖRÜ

İşten çıktık evimize gidiyoruz. Yoldayken evin klimasını aktive ediyoruz. Geldiğimizde ev serin olsun… Eve vardık, Tesla arabımız kendi kendini park ediyor. Eve girince bizi Alexa karşılaşıyor. Bir de müzik açmasını istiyoruz ondan… Akşam arkadaşlarınız gelecek; acaba Uber Eats’ten bir şeyler mi getirtseniz yoksa buzdolabınızdakilerle ne yemek yapabilirsiniz Yummly mi size söylese? Bir anda canınız Macaroni&Cheese mi çekti; basıverin Amazon Dash butonuna, Amazon siparişinizi alsın.

‘Ne parmağımı kıpırdatmama ne de düşünmeme gerek var; akıllı evim benim yerime düşünür, halleder’

Ah bir de masayı toplayıp, bulaşıkları dizse 🙂 Belki de pek yakında!

TrendMiles Eğitimleri

Bisikletin UBER’i: JUMP

Bisikletin de dijitali olur mu demeyin; olur tabii! Süreli kullanım için kiralanan JUMP bisikletler hem elektrikli hem de akıllı telefonla çalıştırılıyor.

Diyelim bisiklete ihtiyacınız var. İlk iş telefonunuzdan JUMP’ı (Uber App üzerinden) açıyorsunuz ve size en yakın bisiklet nerede harita üzerinden konumunu tespit ediyorsunuz. Bisikletin yanına geldiğinizde aktive olması için dokunmatik ekranını el hareketi ile aktifleştirmeniz yeterli. Ekranda aynı zamanda şarj seviyesini de görebiliyorsunuz. Yol üstünde şarjı biterse klasik bisikletin pedal fonksiyonuna da geçebilirsiniz.

Bir diğer pratik yanı cep telefonunuzu yerleştirmeniz için tasarlanan alan sayesinde harita üzerinden gideceğiniz yönü takip edebiliyorsunuz.

Asıl geldik işin cafcaflı kısmına 🙂 Yoluna start-up olarak başlayan JUMP’ı 2018’de UBER satın aldı. Böylelikle Uber ulaşımın ‘Amazon’u olma hedefine bir adım daha yaklaştı. Projenin Uber ile harekete geçtiği ilk duraklardan olan San Francisco’da istatistikler bakın neler diyor? JUMP gün içinde şehir trafiğine araç içinde takılıp kalmak istemeyenlere harika bir alternatif sunduğundan UBER araçlarının kiralanmasını %10-15 kadar düşürmüş. İstatistiklerin gündüz elektrikli bisikletlerin popüler olup, gece ise bisiklet yerine UBER araçların tercih edildiğini ortaya koymasına ise şaşmamak gerekir.

ÖNGÖRÜ

Tüketiciler arasında yaygınlaşan ‘sahip olmaya gerek yok, onun yerine kiralar kullanırım’ trendi ulaşımda ağlarını sıklaştırmaya devam ediyor. Acaba ileride araba veya bisiklet ‘satın almamıza’ gerek kalacak mı?

TrendMiles Eğitimleri

Amazon’dan Yeni Köye Eski Adet: Amazon Live

Televizyondan satış yapılan zamanlar çoktan geride kalmış olabilir ama rekor rakamlara ulaşan satışların gücü hala hatırlarda. Satış devi Amazon ekranda gördüğünü satın alma devrini geri döndürüyor. Lakin bu sefer sıradan bir TV ekranından bahsetmiyoruz, Amazon’un yeni kurduğu Amazon Live’a misafiriz.

Amazon’da satış yapan şirketler Amazon Live sayfasına ürünlerini tanıtan videolar yükleyip, yayının altındaki banttan, görsel destekli linklerle ürünlerinin satışa yönlendirebiliyorlar.

Amazon satıcıları videolarını Amazon Live Creator App üzerinden upload ediyorlar. Amazon Live’ı kullanan satıcılar şimdiden videoların etkisi ile satışlarının arttığını belirtiyorlar.

ÖNGÖRÜ

Bu eski usül pazarlamanın Millenial’ları etkilemeyeceği kesin! O zaman kimin için yaptı bunu Amazon? Vakti zamanında kullandığı için bu sisteme aşina olan, YouTube üzerinden ürün tanıtımlarına ulaşma pratiği veya alışkanlığı olmayan, parasını boşa savurmadığına emin olmak için neye harcadığını bilerek satın almak isteyen, nasıl kullanacağına haiz olmak isteyen… Baby Boomers’lara pek tabii ki!

Çünkü Baby Boomers jenerasyonu (1945-1965 yılları arasında doğanlar) neyi nasıl doğru şekilde kullanabileceklerini bilmek, emeklilik birikimlerini en verimli şekilde harcamak istiyor. YouTube’dan ‘how-to’, ‘ürün deneme / unboxing’ videolarını seyretmedikleri ve bu bilgiyi almaya aç oldukları için Amazon Live onlara bildiği dilden konuşan bir platform yaratarak, internet alışverişi için göz ardı edilmiş 60-80 yaş arasındaki müşteri profilini kullanıcıları arasına kattı!

TrendMiles Eğitimleri

‘Sosyal Medyalık’ Güzellik

Nasıl gözükürsem ‘sosyal medyaya koyacak kadar’ güzel olurum?

Ünlü fotoğrafçı Rankin, sosyal medyanın tehlikeli yönüne dikkat çekmek için 13-19 yaşları arasındaki 14 genç kızın fotoğrafını çekiyor ve popüler aplikasyon B612’yi kullanarak selfie’lerini ‘sosyal medyaya koyacak kadar’ güzel bulana dek fotoğrafları edit etmelerini istiyor. Doğal halleri solda, sonuç ise sağda!

ÖNGÖRÜ

Rankin bu deneyi yapma sebebini açıklarken çok güzel bir noktaya değiniyor, yeni nesil ‘güzelleştirici’ filtrelerle bir sanat dalı olan fotoğraflara nasıl haksızlık edildiği… Dergi kapaklarında gördüğümüz photoshop’lu fotoğraflarda ünlülerin nasıl mükemmel ciltlere, tel oynamayan dalgalı saçlara, o müthiş kıvrımlara sahip olduğunu biliyoruz. (Moda dergisi Genel Yayın Yönetmenliği yapmış biri olarak bunu bir itiraf olarak kabul edebilirsiniz:) Yapılmasına yönlendirenler biz dergiler, uygulayanlar ise profesyonel fotoğrafçılar ve ekipleriydi. Sadece onlar… Lakin artık Facetune, B612, Visage Lab gibi app’lerle dergi kapaklarındaki photoshop’lu ünlüleri geçecek derecede yüzünüze düzeltme yapmanız mümkün. İster yanaklarınıza allık ‘sürün’, highlight ‘ekleyin’, kirpiklerinizi ‘gürleştirin’, kaşlarınızı ‘doldurun’, burnunuzu ‘daraltın’, cildinizi ‘parlatın’. Üstelik çok pratik, 2 rötuş ile hayalinizden bile güzel olabilirsiniz!

Diğer önemli gözlem; gençlerin sahip oldukları doğal güzelliklerini beğenmemeleri ve algılanan güzellik kriterlerine uyacak kadar editlemeden selfie’lerini sosyal medyaya koymadıkları… Lakin editlenmiş haller öyle sanal ve yapay duruyor ki; ‘Tamam, güzel oldu, şimdi paylaşabilirim’ dedikleri fotoğraflar gerçeklikten çok uzak.

Acaba şöyle diyebilir miyiz: Z Kuşağını fotoğraflardan tanımaya çalışmayın, yanılırsınız.

X kuşağı ve öncesinin yadırgayacağı bu ‘dokunuşlar’; Y kuşağı ve sonrası için son derece normalleşmiş durumda. Facetune, B612, Visage Lab gibi aplikasyonların 100 milyondan fazla kullanıcısı var. Dünya popülasyonuna kıyasladığımızda Mısır ile eş!

Güzellik standardının yapaylaştığı bu ortamda sosyal medyanın ruhlarımızda bıraktığı etki pek tabii ki yaralayıcı: Yeterince güzel, havalı, popüler, sevilen, beğenilen olmamak… Gerçek olmayanla yarışabilir miyiz? Her daim kaybeden biz olacağız. Sonuç: Depresyon, endişe, FOMO, yetersizlik ve değersizlik duyguları…

TrendMiles Eğitimleri

OMO’nun Etkili Deneme Deneyimi

Beyrut’taki Sports 4ever mağazasında satılan ürünlerin üstünde OMO’nun etiketleri sallanıyor. Neden mi? Deterjanlarını denemeleri için…

Yeni bir şey aldığımızda onun bakımına daha fazla özen gösteririz. Elinizde ürünle kasaya giderken, tam da aklınızda: ‘Ben buna nasıl iyi bakar, ne yaparsam yeni ürünümü daha uzun süre giyerim, keyfini çıkarırım?’ sorusu dolanırken, bir bakıyorsunuz fiyat etiketinin yanında bu deterjan deneme ürününün etiketi sallanıyor.

Omo Tag Trial Experience

Unilever’in Orta Doğu ajansı TBWA/RAAD ile birlikte geliştirdiği bu projede, ürünlerin üstünde bu etiketler asılı.

Bu etiketlerin özelliği çamaşır makinesine atıldığında 100% çözülerek deterjan fonksiyonuna dönüşüyor olması. Üstelik 1 değil, 2 değil, 3 yıkama yapabiliyorsunuz; denemek ve fikir edinmek için yeterince fırsat sunuyor!

OMO Tag ile ilk üç yıkama OMO’dan!

ÖNGÖRÜ

Doğru zamanda, doğru yerde ve doğru faydayı sunan bu deneyim, tüketiciye etkili bir şekilde ulaşıyor ve ‘Bir dene, kendi gözlerinle gör’ fırsatı sunuyor.

Etiketin suda 100% çözülmesi; sürdürülebilirlik için kilit kelime olan ‘çözünebilirlik’ ile doğaya zararsız hissi veriyor.

Pratiklik ise cabası! Mağazada yüzlerce insanın el sürdüğü, üstünde denediği, askıdan düşen yerlere sürünen ürünleri eve getirdiğimizde temizlemek için yıkamak isteriz. Yıkamak için etiketini keserken bir bakıyorsunuz OMO tag orada, size ‘beni kullan’ diyor. Bingo!

TrendMiles Eğitimleri

Zubizu Tüketici Araştırması

Doğuş Müşteri Sistemleri’nin kurduğu 3 milyon üyeye ulaşan Zubizu, yeme-içmeden modaya, seyahatten otomobile, sağlıklı yaşamdan sanat ve eğlenceye kadar farklı yaşam tarzlarına uygun bir çok alanda kişiye özel öneri ve içerikler sunuyor. Geçtiğimiz günlerde Zubizu üyelerinin harcama alışkanlıklarına dair infografik bir özet paylaştı.

ÖNGÖRÜ

Trendmiles’ın yorumu ile analizlerde dikkat çeken detaylar:

Kişisel gelişim kitaplarına yönelmek, detox beslenme tipine duyulan merak ve restoranlarda tatlı yerine salatanın tercih edilmiş olması; sağlıklı beslenme ve ruh hali ile mümkün olan kaliteli yaşamın öncelikli olarak tüketicinin gündeminde olduğunu gösteriyor.

Top içeriklerdeki 3. başlık ‘Home ofis’ konusu, çoktur hayatımızda olan, içerik olarak bayatlamış bir konu olmasından dolayı ilgi gören bir içerik olarak karşımıza çıkması şaşırtıcı.

Üyelerin seyahat destinasyonlarına baktığımızda Bodrum, Paris ve New York olması profilin sosyoekonomik düzeyinin yüksek olduğunu göstermekte.

Erkeklerin alışverişinde elektroniğin bir numarada olmasının süpriz bir yanı yok. Lakin kadınların giyim yerine ayakkabı almayı tercih etmiş olması farklı bir yönde gözlem sunuyor. Ayakkabı fiyatlarının giyimden daha pahalı olması sebebi ile güvenilir bir ekonomik düzende ayakkabı satışının giyimin önüne geçmesi normal. Zayıf ekonomilerde ise kadınlar ayakkabı gibi pahalı ürünleri almayı bırakıp, varolan kıyafetlerini değerlendirir ve ek detaylarla (yeni bir bluz, fular, hırka, makyaj…) takviye eder. Bunun sektörde tarifi ‘kırmızı ruj’ üzerinden verilir. Ekonomik darboğazlarda kadınlar harcamalarını kısarken, yine de bir şey alma ve güzel gözükme güdülerini kırmızı rujla tatmin ederler. Peki, neden kırmızı ruj? Kırmızı ruj süren kadınların daha çekici bulunduğunun Stephen & McKeegan, 2010 araştırması ile kanıtlandığını da bu vesileyle belirtelim.

TrendMiles Eğitimleri