Güncel Trendler & Öngörüler

Spotify’dan Yeni Hamle: Story

Facebook, Instagram, LinkedIn, YouTube, Twitter yapar da Spotify niye eksik kalsın? Spotify Story fonksiyonunu test ediyor.

Tam dönemi olan ve çok dinlenilen Christmas Hits Playlist’inde yer alan sanatçılar (Jennifer Lopez’den Kelly Clarkson’a) çalma listesi sayfasında story’lerini paylaştılar.

ÖNGÖRÜ

Sosyal medyanın dev platformları sundukları hizmetlerde ayrışan özelliklere sahipler: LinkedIn: iş çevresi ile bağlantı, Facebook: eş dostla iletişim, Instagram: Influencer’ları takip, Twitter: ekonomik ve politik gündemin nabzını tutma gibi… Her biri konumlandıkları bu alanlara nitelikli fonksiyonlarla liderlik etseler de hepsinin ortak fonksiyonu Story haline geldi. Sormaktan kendimi alamıyorum: ‘Gerçekten de Story’nin her platformda olmasına gerek var mı?’ Instagram’a çok yakışıyor, Facebook’a da öyle. LinkedIn ve Twitter da belki ama Spotify’ı sorguluyorum.

Gerçekten de Story’nin her platformda olmasına gerek var mı?

Spotify’ın içerik sağlayıcısı olan müzik sanatçıları zaten Instagram’da aktifler: Story, Reel, post, boomerang, IGTV, Live gibi tüm fonksiyonları etkin kullanıyorlar. Hayranları ile birebir iletişim halindeler. Spotify aynı sanatçılara kendi platformunda Story fonksiyonunu sunduğunda daha farklı ne yapmalarını bekliyor? ‘Herkes yapıyor, ben de yapmalıyım!’ motivasyonundan öte sisteme ne kattığının altı maalesef boş. Henüz bilmediğimiz, kurgulanacak yeni stratejilerle zaman içerisinde fark yaratan bir fonksiyona dönüşebilir. Lakin şu anki hali ile bilineni tekrar etmekten öteye geçmiyor.

Hepimiz aynı anda birden fazla sosyal medya kanalını aktif olarak kullanıyoruz çünkü biliyoruz ki kişisel ve profesyonel olarak sosyal medyada aktif ve görünür olmak kişisel markamıza artı yazıyor. Dolayısıyla da vazife gibi sosyal medyada aktif olmaya emek ve zaman harcıyoruz. Bazen her kanal için aynı bazen de her kanal için ayrı içerik paylaşıyoruz. Dikkat çekecek görsel seçmek, kanalın görsel boyutlarına ölçeklemek, uygun metni yazmak, erişimini arttıracak hashtag’leri belirlemek, ilgili kişiyi veya kurumu tag’lemek… Bunun Instagram’ı, Facebook’u, LinkedIn’i, nice kanal sayısı ile çarpınca etti mi size her kanala sadece bir adet post girmek için minimum günde 1 saat. Bir de buna story’ler eklenince, yük üstüne yük. Buna vaktiniz ve enerjiniz var mı?

Sunulan hizmet kullanıcının yaşamını kolaylaştırmıyor, katma değer sağlamıyorsa, hayatın harala gürelesinde kendine yer edinemiyor. Şirket tarafından ‘platformumda daha çok vakit geçirsin’ arzulanırken, kullanıcı gözünde ‘buna vakit ayıramayacağım‘a dönüşebiliyor.



Güncel Trendler & Öngörüler

‘Bana özel’ Makyaj Malzemesi L’Oréal ile Mümkün!

Şirketlerin teknolojik gelişmelerini gözler önüne serdiği, Las Vegas’ta gerçekleşen CES 2020 fuarında L’Oréal yeni ürünü Perso’yu lanse etmişti. L’Oréal Perso Time’ın her sene yayınladığı, ‘Yılın En İyi 100 İcadı‘ listesinin 2020 versiyonunda kendine yer buldu.

L’Oréal Perso‘nun Time’ın ‘2020’nin En İyi 100 İcadı’ listesinde yer almasının haklı inovatif sebepleri var. Kahve termosuna benzeyen tasarım, kullanıcısına özel ruj, fondöten gibi cilt bakım ve kozmetik malzemesi üretebiliyor. Bunun için tek ihtiyacı: Selfie! Ürünün mobil uygulaması ile çektiğiniz selfie üzerinden Perso yapay zekayı kullanarak cildinizin özelliklerini ve ihtiyaçlarını belirliyor. Buna ek olarak kullanıcı da üründen beklentisini: Cilt kuruluğu, lekelenme karşıtı vb sisteme kaydediyor. Yapay zeka sisteminin beni en hayran bırakan tarafı ise Breezometer ve geo-tech ölçümleri ile hava durumunu, nem, kuruluk, güneş ışınlarının UV seviyesi gibi faktörleri ölçüp, size özel ürün hazırlanmasında değerlendirmeye katması. Perso’nun bulguları ve kullanıcının tercihleri sonucunda ise kişiye özel krem/ruj/fondöten günlük dozda kullanıcı için hazırlanıp o anda üretilip, kullanıma sunuluyor. Perso’nun içindeki krem/makyaj malzemesi biterse de hiç dert yok: Yenilenebilir kartuşlar halinde satılıyor olacak. L’Oréal Perso’nun önümüzdeki yıl satışa sunulması planlanıyor. Fiyatının ise 200-300 $ aralığında olması öngörülüyor.

ÖNGÖRÜ

Kozmetik ve cilt bakım dünyasında ‘kişiye özel’ akımını görüyorduk lakin evimizde bu konfora sahip olmak, o sabahki tercihimize göre ruj rengi ürettirmek sektörü geleceğe taşıyan bir icat oldu.

L’Oréal Perso yapay zeka ve kişiselleştirme trendlerinin yanına artı atarken, bir yandan da Covid-19 karantina sürecinde yükselen ‘evde kişisel bakım’ akımından da fayda sağlayacak. Karantina sürecinin yeniden gündemde olduğu, 2021’de de salgın krizinin devam edeceği öngörülerinin hakim olduğu bu dönemde, hem vakit geçirmek hem ‘kendimize dönüş’ için 2021’in en heyecan uyandıran ürünleri arasına gireceği kuşkusuz.