Güncel Trendler & Öngörüler

Araçsız Şehirler: ‘Car-Free Blocks’ Trendi

Belçika’nın güzel yöreleri Ghent ve Brugge’ü gezdiğimde şehrin içinde ne kadar çok alanın araç trafiğine kapalı olduğunu görmüş, yaşadığım şehir, İstanbul’da bırak sokakta araba olmamasını, kaldırımlara dahi çıkan arabaları düşünüp iç geçirmiştim. Avrupa’nın bir çok şehri: Barselona, Amsterdam, Brüksel, Oslo, Helsinki, Paris şehir içinde seçili bölgelerde alanlara araçların girmesini ve park etmesini yasakladı.

Ghent, Belçika

Trafiğe kapalı, sadece yayanın ve bisikletlilerin kullanımına açık alanların şehre bir çok faydası var. Örneğin Ghent’te öncesinde trafiğe açık olan alanlarda insanların araçların CO2 salınımından ve trafik uğultusundan rahatsız oldukları için cafelerde dış mekan masaları tercih etmediği, iç mekanda oturmak istemeyenlerinse cafelere girmediği gözlemlenmiş. Şehir merkezinin araç trafiğine kapatılması hem bireylerin sosyalleşmesine ve esnafın işlerine olumlu katkıda bulunmuş.

Bir diğer fayda ise şehir sakinlerinin bir çok rotaya aracı ile girememesinden dolayı, araba sahibi olmaktan eski faydayı alamayarak araçlarını satıp, toplu taşımaya, bisiklete veya paylaşımlı araç sistemine geçmeleri olmuş. Araçların karbon izinin doğaya zararını göz önüne alınca Ghent’teki araç kullanımının {f709d641c5a5defe667953388a63a37d56c20d8ddbce1d44fc9e3f7a86627962}55’ten {f709d641c5a5defe667953388a63a37d56c20d8ddbce1d44fc9e3f7a86627962}27’ye düşmüş olması iklim değişikliğine karşı kazanılmış bir zafer sayılmaz mı?

Üstelik trafiğe kapatılan alanların yürüyüş yapılabilecek parka, piknik yapılabilecek ağaçlık alana veya sosyal aktivite merkezine dönüşmesi halkın sağlığına ve psikolojisine olumlu yansıyarak, bireylerin yaşam kalitesini yükseltiyor.

Şehirlerdeki araçsız alanlar trafiği, gürültüyü ve CO2 salınımını azaltırken, insanların iyi yaşam kalitesini yükseltiyor.

Bu konuda en başarılı şehir uygulamalarından biri: Barselona! 2016’da başlattıkları araçsız ‘Superblock’lar, çok yakında şehir merkezindeki 21 sokağı daha kapsayarak 33.4 hektarı daha yayaların kullanımına açacak. Barselona araç trafiğine kapanacak sokakları ağaçlarla donatarak hem şehrin yeşilliğine katkıda bulunacak hem sokaklarda dolaşanlar için ağaç gölgesi ile serinlik katacak hem de şehre daha fazla oksijen kazandıracak. Keşke güzel Türkiye’mizin eşsiz şehirlerinde de benzer uygulamaları sıkça görsek, değil mi?

”Amerika’da -araç sayısının 8 katına denk- 2 milyar araçlık otopark alanı mevcut. İhtiyaç dışı otopark alanları konaklama, sosyalleşme ve yeşillendirme ile halka ve doğaya faydaya dönüştürülebilinir.”

MEHMET KEREM TAŞ
TÜRKIYE YAPAY ZEKA İNISIYATIFI’NIN DÜZENLEDIĞI ‘OTOMOTIV VE YAPAY ZEKA’ KONUŞMASINDAN ALINTIDIR.

ÖNGÖRÜ

Pandemi esnasında Covid-19 buluşma riskinin daha fazla olması sebebiyle toplu taşıma kullanımı azalırken; küçük araçların satışı arttı. Yakın mesafelere açık havada yürüyerek gitmek tercih edilir oldu. Er ya da geç pandemi bitip de günlük hayatlarımıza döndüğümüzde toplu ulaşım tekrar hareketlenecek. Lakin kapalı alanda, yakın mesafeli insan yoğunluğu, salgın döneminin ‘duygusal kalıntısı’ olarak huzursuz hissettirecek. Dolayısıyla salgın sonrasında daha ferah alanlarda, otomobil, otobüs, tramvay, metro gibi toplu ve binek araç trafiğinden bağımsız istenilen yere ulaşabilmekte: yürüme ve bisiklet alanlarına ihtiyaç artacak.

Pandemi sonrasında ortaya çıkacak bu ihtiyacı öngören ve aksiyon planlayan şehirlerden biri: Londra. Londra metro ağı günde 2 milyon insanın ulaşımını sağlıyor. Bu yoğunluğun bir kısmının yürüme veya bisiklet alternatiflerine kaydırılması şart. Londra Belediye Başkanı Sadiq Khan özellikle iş insanlarının rotası olan finans bölgesinde araçsızlaşmayı başlatacaklarını belirtiyor. Buna ek olarak ‘London Cycling Campaign’ gibi platformlar Londralıları bisiklet kullanmaya teşvik etmek için kolları sıvamış durumda.

Londra’nın vızır vızır işlek caddesi Oxford Street için Camille Walala’nın araçsız, yaya alanı tasarımı