Güncel Trendler & Öngörüler

‘Kırmızı Oda’ Dizisi Neden Tuttu?

Trendlerin peşindeysek, ‘Kırmızı Oda’ dizisinin neden #trendingtopic olduğunu da masaya yatırmak lazım 🙂

Cuma akşamları TV 8’de yayınlanan dizinin izlenme rakamlarına bakarsak: YouTube kanalındaki izlenme sayısı: 220 Milyon! Televizyonda ise TV 8’in istatistiklerine göre hem total hem AB’de Kırmızı Oda tüm kanallar arasında #1 numarada!

Yaşanan gerçek hikayelerden esinlenerek uyarlanan “Kırmızı Oda” dizisinde, psikiyatri kliniğinde doktorların ve onlara başvuran hastaların hayatları ekrana geliyor. Hikayelerin gerçek kaynaklı olması ve Türkiye’nin sinesine çektiği bir çok travmatik ögeyi barındırması sebebiyle, hastaların hikayelerini dinleyen izleyici ile duygusal bir bağ kuruluyor. Bazen bir karakterde kendi yaralarınızdan bir iz görüyorsunuz, bazen ‘Nasıl insanlar var, bu yapılır mı?!’ diye kızgınlık duyuyorsunuz, bazen de izlediğiniz hastaya ‘Bunu kendine yapma’ diyerek sımsıkı sarılmak istiyorsunuz. Empati, öfke, hoşgörü gibi bir çok insani duyguyu sadece bir bölümüne bile öyle dolu dolu sığdırıyorlar ki. İşte, neden bu kadar tuttu sorusunun cevabı da burada yatıyor.

Covid-19’un hayatımıza girmesi iç dünyamızı çok çalkaladı. İlk #evdekal döneminde (Mart-Haziran 2020) hayatımızda belki de ilk defa kendimizle bu kadar çok vakit geçirdik. Durduk, düşündük: ‘Ben ne yapıyorum? Yaptığım işi seviyor muyum? Hayatımdan memnun muyum? Bu şehrin karmaşası dışında bir hayat mümkün mü? Ailem ve arkadaşlıklarımla görüşemiyorum, özlem ne zor bir şeymiş! Kıymetlerini biliyor muyum? Hayat pamuk ipliği gibi bir virüsün ucunda imiş, hakkını vererek yaşıyor muyum? Peki, bundan sonra ne yapacağım?’ gibi sorular aklımızda döndü durdu. Benim çevremden işini bırakan da oldu, Ege’nin bir kıyı beldesine taşınan da, eşinden boşanan da… İş – ikametgah – medeni durum: Ne kadar temel, insanın hayat akışını değiştirecek kararlar değil mi?

Kendi kendimize kaldığımız bu sürede bugünkü halimizi gözden geçirirken, geçmişi de masaya yatıracak çok vakit oldu.

Kendi kendimize kaldığımız bu sürede bugünkü halimizi gözden geçirirken, geçmişi de masaya yatıracak çok vakit oldu. ‘Nerede hata yaptım? Neden bu başıma geldi? ve bir çok keşke cümlesi…

Kendimizle yüzleştiğimiz, maddi kaygılarla ve gelecek belirsizliği ile cebelleştiğimiz bu dönem pek çoğumuz için kolay geçmedi. Yılın 3. çeyreğinde, bitse de kurtulsak diye umduğumuz Covid-19 virüsünün tekrar alevlenmesi hepimizin zaten sıkkın olan canını daha da sıktı. Bu kış da belli ki evde geçecek. İşimden olur muyum, nasıl geçinirim endişesi toplumumuzun içini kemirmeye devam edecek. Hayat daha iyiye gidecek mi konusunda pek de ümitli olunmayan işte bu günlerde Kırmızı Oda yayına girdi.

Dizinin üç alanda fayda sağladığını düşünüyorum. Birincisi: Ruhu yaralı ve yorgun bir çok birey var, yalnız değilim duygusunu kuvvetlendirdi. ‘Sadece bende değil, bak onda da var’, ‘İnsanların başına neler geliyor yahu, halime şükür’ düşüncesinin insan psikolojisi üstünde rahatlatıcı bir etkisi var. İzleyiciye bu iyi geldi. Daha fazla hasta hikayesi, daha fazla empati ve şükür demek, yani izlemeye devam!

İkinci faydası da klinikteki psikiyatristlerin travmaları değerlendirişlerini ve tedavi süreçlerini gözlemleyebileceğimiz çok fırsat sunuyor olması. Arkadaşlar arasında konuşurken bile ‘geçen bölümde çöp biriktiren bir hasta vardı. Meğer altında şu sebep yatıyormuş’ gibi yorumlar yaparken buluyoruz kendimizi. Bu anlamda psikolojik rahatsızlıkları bulunan insanlara daha hoşgörülü ve empatik olmamız açısından topluma katkı sağladığını düşünüyorum.

Üçüncü faydası da toplum gözündeki ‘psikiyatri = deli doktoru’ önyargısını kırmaya hizmet edişi. Araştırma yapılsa, eminim ki dizinin etkisi ile psikiyatrist ve psikolog randevularının arttığını gösterirdi bize.

Araştırma yapılsa, eminim ki dizinin etkisi ile psikiyatrist ve psikolog randevularının arttığını gösterirdi bize.

Normalde makalelerimi ciddi üslupta öngörülerle bitiririm. Bu sefer işi mizaha vurmak istiyorum: İnternette gördüğüm caps’ler ile bitiriyorum:)


Eğitim ve Konuşma Başlıkları